Fikstürden şikayet edenler var, maç programlarında kendilerine haksızlık yapıldığını söyleyenler var, hakemleri beğenmeyenler çoğunlukta. Yorumcularda, basınının önemli kalemlerinde genel kanaat bu yıl ligin son yılların en çekişmeli ligi olduğu yönünde.






Beko ligi geçen yılda çekişme açısından fena değildi, bu yılda aynı düzeyde olduğunu söyleyebiliriz, ligde ilk beş sırada yer alan takımlarda bir değişiklik yok. Bu yıl seyirci bakımından Karşıyaka ve Galatasaray seyircisi bir adım öne geçmiş durumdalar. Son Efes maçında salonu dolduran binlerce Galatasaray taraftarı çok olgun bir şekilde maçı seyrettiler. Karşıyaka taraftarının verdiği ilginç mesajları ancak ekranlardan kulağımıza geldiği kadarıyla duyabiliyoruz, 35/5 lar her zaman canlı, her zaman gündemi yakalamaya çalışıyorlar. Ve her zamanki gibi bazen fazla fanatikler. Bunun dışında Konya’da, Antalya’da ve Bandırma’da ciddi bir seyirci topluluğu var. Beşiktaş seyircisi sezon başındaki durgunluğunu üstünden atmak için mücadele ediyor. Akatlar’da eski dolu günlerini özlemle bekliyor.


Bu yıl geçen yıllardan daha ciddi olarak üç büyüklerin televizyon kanalları basketbola yer ayırıyor. NTV ve e2 kanalının verdiği ve de bazen vermediği lig maçları banttan ekranlara geliyor. Hatta bir değil bir kaç kez yayınlanıyor. Molalar vs. atlandığı için bir maçın tamamını bir saatte izleme olanağı bulmuş oluyorsunuz. Basketbolun ekranlarda bir şekilde yer bulması ülke basketbolu için tartışılamayacak kadar önemli. Takımların Avrupa arenasındaki maçları da 24, Sky ve CNN ekranlarından izleyici ile buluşuyor. NTV Spor’un test yayınına başlaması ekranlarda basketbol rekabetini daha da hareketlendirecektir diye düşünüyoruz. Buradaki en can alıcı problem maç yayını sırasında alınan reklamların dakikası. Ekranlarda basketbolun cazibesini arttıracak en önemli faktör bu, ne yazık ki bazı maçlarda molaların dahi boş geçtiğini görmek üzücü. Bu açıdan en saldırgan kanalın Sky Türk olduğunu söyleyebiliriz, bir şekilde maç içinde reklamları oluyor, boşluk kalmıyor. Burada sonuç olarak hem reklamların dakikası hem de maddi getirisi önemli, bu ikisi bir noktada buluşunca elde edilen rakamın değerinin tatminkar olması basketbol pastasının büyümesi için önşart.

Hakemler ve hakemleri değerlendiren teknik komiserler nihayet akıllı bir şekilde tartışılmaya başlandı. CASA TED Kolejliler Şube Sorumlusu Ferda Okutan son saniye basketiyle kaybettikleri maçtan sonra yaptığı açıklamada diyor ki “...Bir hafta önce ligin kaderini doğrudan etkileyecek olan bir maçı katleden bir baş hakem, nasıl oluyor da bir hafta sonra ligin aynı öneme haiz bir maçının baş hakemi oluyor? Maçlara atanan teknik komiserler maçları seyirci gibi seyredip eksik rapor mu yazıyorlar? Eğer doğru rapor yazıyorlarsa neden hakem atamalarında bu raporlar dikkate alınmıyor? BEKO Basketbol ligi basketbol arenası değil de reklam arenası ise senelerce Türk basketbolunun öncülerinden olmakla övünç duyan kulübümüzün sahada verdiği sportif mücadele yeterli olacak mıdır? Eminiz ki, ilk soruların cevaplarını sayın federasyon yetkilileri çok iyi bilmektedirler. Ancak, son sorunun cevabını seçim döneminde başrol sonradan figüran rolü biçilen CASA TED Ankara Kolejliler Spor Kulübü Yönetim Kurulu bilmektedir. Netice olarak, köklü camia kulüplerine seçimler dışında hiç önem vermeyen, bir Federasyon, ve onun atadığı kişilerden oluşan MHK’nun oyuncağı olan, BEKO basketbol liginde her türlü sınırlı kaynağı zorlayarak takımı sahaya çıkarmaya gayret eden yönetim kurulumuz konuyu gereken şartlarda görüşüp tartışmalı diye düşünüyorum!" Vallahi biz bunları yıllardır söylüyoruz, hakem atama ve yükseltme kitreleri objektiflikten uzak, teknik komiserler figüran, gücü yeten gücü yetene. Kimin arkası daha sağlamsa O’nun dediği oluyor diye. Bazı hakemlerin bazı salonlarda kötü anıları var, bazı olaylar, bazı hakemler ön plana çıkıyor, bir çoğu aradan sıyırıp gidiyor. Biraz cesaret gösterip düdük çalanlar anında fişleniyor. Hakemin maçı başarılı yönetip yönetmemesinin kriteri çıkarılan gürültüyle orantılı. Teknik komiserler hakemleri değerlendirmekten uzak, uzak olduklarının, yazdıkları raporların hiç bir işe yaramadığının onlarda farkında. Hal böyle olunca bir de tekrar seçim yılına girmişken ligin ikinci yarısında herkesin işi biraz daha zor diye düşünüyoruz.


Medyada bizde dahil Bogdan Tanjeviç değerlendirme merakı biraz biraz David Blatt’in üzerine kaymış durumda. Siyah Efes ve Beyaz Efes arasındaki uyum sorunu, Blatt’in oynattığı yada oynatmaya çalıştığı karmaşık basketbol, kendi seçtiği yabancı oyuncuların gösterdikleri performans, çok zor kazandıkları Banvit, Karşıyaka maçları, kaybettikleri Fenerbahçe, Beşiktaş ve Telekom vede Alpella maçları hocanın işinin çok kolay olmadığının göstergesi. Tel tel dökülen Galatasaray maçında aldığı teknik faulde dikkat çekici. Blatt’in kimyacımı simyacımı olduğunu anlamak için biraz daha beklememiz gerekecek, yakında her şey belli olacak....