Adriano Sao Paulo’da
Inter, Brezilyalı golcüsü Adriano’yu sezon sonuna kadar Sao Paulo kulübüne kiraladı.Bu sezon kendisinden beklenen performansı sergileyemeyen ve sakatlığının tedavisi için ülkesine giden Brezilyalı golcü Adriano’nun, sezon sonuna kadar ülkesinin takımlarından Sao Paulo’ya kiralandığı bildirildi.
Milan Dünya’nın En Büyüğü
FIFA tarafından düzenlenen 4. Dünya Kulüplerarası Futbol Şampiyonası’nda Güney Amerika Libertadores şampiyonu Boca Juniors ile Avrupa Şampiyonlar Ligi şampiyonu AC Milan karşı karşıya geldi.
Transferde söz sırası savunmanın
Bu yıl Avrupa transfer pazarının en dikkat çeken yönü defans oyuncularının zirve yapmasıydı. En pahalı transferler ise savunmacılar. Avrupa futbolunda yeni sezonlar bir çok ülkede start alırken, takımlar kadrolarını güçlendirecek transferleri büyük ölçüde gerçekleştirdi. Özellikle İngiliz kulüpleri, transfer döneminin en bonkörüydü. Bu sezon transferin dikkat çeken yönü ise defans oyuncularının zirve yapması ve bir zamanların ‘en iyi ligi’ kabul edilen İtalya Serie A’nın transferde silik bir görüntü çizmesiydi.
Avrupa’da transfer borsasını belirleyen takımlardan olan İspanyol ekip Real Madrid, kulüp kasasından en çok parayı bir defans oyuncusu için ödedi. Porto’dan alınan Pepe’ye 30 milyon Euro bonservis parası verilirken, Ajax’ın genç yeteneği Wesley Sneijder için de 27 milyon Euro gözden çıkarıldı. Pepe, bu bedelle Rio Ferdinand, Lilian Thuram ve Nesta’nın ardından en pahalı 4. defans oyuncusu olarak tarihe geçti. 8 yıl top koşturduğu Arsenal’i bırakıp Barcelona ile sözleşme imzalayan Fransız golcü Henry de 24 milyon Euroluk bonservis ücretiyle La Liga’nın 3. pahalı oyuncusu oldu.
İspanya’nın diğer ünlü kulüpleri de transfer dönemini boş geçirmedi. A. Madrid, Villerreal’in golcüsü Uruguaylı Diego Forlan’a 21 milyon Euro para saydı. Barcelona, Zaragoza’dan Arjantinli Gabriel Milito için tam 20,5, Lyon’dan alınan bir başka defans oyuncusu Eric Abidal için ise tam 14 milyon Euro ödedi.
Bayern Münih transferde para saçtı!
Almanya’nın tartışmasız en büyüğü Bayern Münih, bu gerçeği transfer sezonunda bir kez daha tescil ettirdi. Geçen sezon yaşanan hayal kırıklığını telafi etmek amacıyla takımda ciddi revizyona giden ve birçok isimle yollarını ayıran Bayern, Marsilya’dan Frank Ribery’ye 25, Werder Bremen’den Miroslav Klose’ye 15, Fiorentina’dan Luca Toni’ye 11, Estudiantes’ten Jose Ernesto Sosa’ya 10 ve Monchengladbach’tan Marcell Jansen’e 9 milyon Euro ödedi. Bu futbolcular aynı zamanda Bundesliga’nın en pahalı transferleri oldu. Hemen hatırlatalım, Bayern, Schalke’den Hamit Altıntop’u bonservis ücreti ödemeden kadrosuna kattı.
Chelsea, Abramovich tarafından satın alındıktan sonra Ada’da transfer borsasını şekillendiren tek takım haline gelmişti. Rus milyarder, transferde milyon dolarları savururken Jose Mourinho bu sezon sadece ihtiyacı olan oyuncuları istedi. Chelsea, bugünlerde Sevilla’nın sağbeki Daniel Alves’i almaya çalışıyor. Hatta İngiliz ekibin bu futbolcu için 32 milyon Euroyu gözden çıkardığı belirtiliyor. Şayet Alves transferi gerçekleşirse, Ada’nın en pahalısı tıpkı İspanya’da olduğu gibi bir defans olacak. Gerçekleşen transferlerden en pahalısını ise Liverpool yaptı. A. Madrid’den alınan Fernando Torres’e 30 milyon Euro verilirken bu oyuncu kulüp tarihinin en pahalı transferi unvanını kazandı. S. Lizbon’dan Nani’ye 25,5, B. Münih’ten Hargreaves’a 25 ve Porto’dan Anderson’a da yine 25 milyon Euro bonservis ödeyen Manchester United, transfer döneminin en cömerdiydi.
Fransa Ligi’ni son 6 yılda şampiyon tamamlayan Lyon, transfer borsasında da liderliğini kimseye kaptırmadı. Lyon, Lille’den kadrosuna kattığı Kader Keita için 18 milyon Euro verdi. Bir zamanlar Avrupa futbolunu yönlendiren kulüpleri bünyesinde barındıran Serie A’nın en pahalı transferi de genç oyuncu Pato oldu. ‘Yeni Ronaldinho’ olarak tanımlanan Pato için Milan, Brezilya’nın Internacional takımına 14,6 milyon Euro bonservis ücreti ödedi. İnter de Roma’lı Chivu’ya 13 milyon Euro bedel biçti.
Bu arada, Turkcell Süper Lig’de mücadele eden takımlardan bu sezon en yüksek bonservis bedelini Galatasaray ödedi. Almanya’nın Schalke 04 takımından Lincoln’u transfer eden Sarı-Kırmızılılar, bu transfer karşılığında Alman ekibine tam 5 milyon Euro ödeme yapacak. 2007-08 transfer sezonunda şu ana kadar alınan futbolcular arasında en pahalılar listesinde ikinci sırayı ise bir diğer G.Saraylı futbolcu Tobias Linderoth aldı. G.Saray, İsveç Milli Takımı’nda da oynayan Linderoth için FC Kopenhag takımına 3,5 milyon Euro verecek. Süper Lig’de yeni sezonun en pahalı 3. bonservis bedeli ise Beşiktaş’ın Paris Saint German’den transferi Edouard Cisse’ye ait. Siyah Beyazlılar, Fransız futbolcu için 2 milyon Euro transfer bedelini ödemeyi kabul etti.
Devler Ligi için son 90 dakika
UEFA eski Başkanı Lennart Johansson’un projelerinden biri olan Şampiyonlar Ligi, kısa sürede dünyanın en prestijli ve en çok izlenen futbol organizasyonları arasına girdi. Türkiye’nin Devler Ligi serüveninin baş aktörü ise G.Saray. Sarı-Kırmızılılar, bu ligde en çok mücadele eden takımlardan.
Geçen yıl G.Saray, gruptan çıkamazken F.Bahçe D. Kiev’e elenip gruplara dahi kalamamıştı. Bu sezon ise lig şampiyonu F.Bahçe ve 2.’si Beşiktaş, ön eleme turunu geçip Devler Ligi’nde boy göstermek istiyor.
Süper Lig’in son şampiyonu F.Bahçe’nin, seri başı olmadığı kura çekiminde Valencia, Sevilla, Liverpool, Arsenal, Ajax, Werder Bremen gibi güçlü takımlar yerine Anderlecht’le eşleşmesi yüzleri güldürmüştü. Türk takımlarından daha parlak sayılabilecek mazisi olan Belçika ekibi, 1975-76 ve 1977-78 sezonunda iki kez Kupa Galipleri Kupası’nı, 1976 ve 1978’de Süper Kupa’yı müzesine götürdü. Avrupa’daki son başarısını da 1982-83 sezonunda UEFA Kupası’nı kazanarak yaşamıştı. Anderlecht önünde Şükrü Saracoğlu’nda oynanan ön elemenin ilk maçında Alex’in tek golüyle gülen F.Bahçe, bu skoru çok büyük avantaj olarak algılıyorsa yanılıyor. Çünkü her ne kadar Belçika futbolu ve onun temsilcisi Anderlecht düşüşte olsa da F.Bahçe’nin seyircisine umut vermeyen bu futboluyla deplasmanda turu koparması pek kolay değil.
Moldova’nın FC Sheriff takımını vurup son dönemeçte İsviçre’den FC Zürih’in rakibi olan Beşiktaş da seri başı olmanın avantajıyla F.Bahçe’ye göre zayıf bir ekiple eşleşti. İşviçre yerel ligi sıradanlık konumunu öteden beri sürdürüyor. İsviçre futbolu, milli takım düzeyinde ise lige nazaran daha iyi bir grafik çiziyor. Karşımızda böyle bir tablo varken Beşiktaş’ın gruplara kalmaması için herhangi bir neden yok. Delgado ile maçın başında 1-0 öne geçen Siyah-Beyazlılar, 90 dakikayı gol yemeden tamamlarken, 7 dakika uzatılan maçın son dakikası içinde skorun 1-1 gelmesini engelleyemedi. Ancak her yönüyle rakibinden üstün olan Beşiktaş’ın İnönü’de sürpriz yaşaması beklenmiyor.
Devler Ligi’nde sonucu en çok merak edilen karşılaşmalardan biri FC Benfica-FC Kopenhag maçıydı. Taraftarlar, iki takımın sahadaki mücadelesinden çok, ‘yeni Pele’ diye nitelendirilen Fredy Adu’nun Benfica formasıyla göstereceği performansı izlemek istiyordu. Adu’nun Grönkjaer’in markajında etkisiz kaldığı maçta, Rui Costa attığı 2 gol ve oynadığı futbolla geceye damgasını vurdu. Maçı Benfica 2-1 kazanırken, FC Kopenhag rövanşta Parken Stadı’nda geçen yıl Ajax’ı saf dışı bıraktığı gibi Benfica’yı da devirmeye çalışacak.
Valencia, Elfsborg karşısında Vicente, David Silva ve Morientes’in golleriyle sahadan 3-0 galip ayrılarak işi büyük ölçüde bitirdi. Norveç Ligi’nin tek hakimi Rosenborg, favori gösterildiği Finlandiya’nın Tampere takımı önünde deplasmanda 3-0’lık galibiyet elde etti. Ön elemelerin herkesi hayal kırıklığına uğratan takımı ise Ajax idi. 1995’de Şampiyonlar Ligi’ni kazanan Ajax, kendi sahasında Slavia Prag’a David Kalivoda’nın penaltıdan attığı golle 1-0 yenilerek Şampiyonlar Ligi’ni tehlikeye soktu. Ajax, geçen yıl da ön elemelerde FC Kopenhag’a geçilerek taraftarını kahretmişti.
Geçen yılın finalisti Liverpool, Fransa temsilcisi Toulouse’yi deplasmanda Voronin’in golüyle geçerken, Benitez, yıldız oyuncularını dinlendirme yolunu seçti. Sparta Prag’ın Arsenal’i ağırladığı müsabakayı konuk ekip Fabregas ve Hleb golleriyle 2-0 kazandı. Son iki yılın UEFA Kupası sahibi Sevilla, bu kez şansını Şampiyonlar Ligi’nde denemeye kararlı. İspanyol kulüp, Fabiona ve Konoute’nin golleriyle AEK Atina’yı 2-0 yenerek büyük avantaj sağladı.
3. ön eleme turunda oynanan 16 maçın 15’inde hakemler kırmızı kartına başvurmazken, Lazio-Dinamo Bükreş karşılaşmasında Lazio’dan Behrami ve Mutarelli, Bükreş’ten Goian’ı kırmızı kartla oyun dışı kaldı. Seyirci rekoru 67 bin kişi ile Spartak Moskova-Celtic maçında kırılırken, Bate-Steaua Bükreş mücadelesini sadece 5 bin 300 kişi izledi. Şampiyonlar Ligi için son 90 dakikalar 28-29 Ağustos’ta oynanacak ve gruplara kalacak 16 takım netleşecek.
Hafta sonu ekranlar topa tutulacak!
Türkiye Süper Ligi ile birlikte Avrupa’nın önde gelen futbol ligleri de start almaya başladı. Geçen hafta Almanya ve İngiltere’de sezonun ilk maçları oynanırken lejyonerlerimiz kendilerini pek gösteremedi.
Oysa televizyon tanıtımlarına bakarsak Türk futbolcuların takımlarını alıp götürmesi bekleniyordu. Televizyon yayınları diyoruz; çünkü neredeyse Avrupa’nın tüm ligleri ülkemizdeki televizyon kanalları tarafından yayınlanıyor. Futbolseverleri oldukça memnun eden bu gelişmeler, bir anlamda Avrupa futbolunun kumandanın ucuna kadar gelmesi anlamına geliyor.
İngiltere, İspanya, Almanya, İtalya, Fransa, Brezilya ve hatta Hollanda ve İskoçya ligleri bile bu sezon futbolseverlerin beğenisine sunuluyor. Hem de tamamı açık kanaldan, yani ücretsiz! Yalnız evinde veya işyerinde çanak anten kullananlara üzücü bir haberimiz var. Yayıncı kuruluşlar, kanalları çanak antenle yurt dışından da izlenebildiği için maalesef yayınlarına şifre koymak zorunda kalıyor. Herhangi bir platforma üye olanlar ya da kablolu TV kullanıcıları mücadeleleri bedelsiz olarak izleyebilecek.
Şimdi hangi kanal hangi ülkenin ligini veriyor bakalım. Bilindiği üzere Türkcell Süper Lig, 2010 yılına dek Lig TV’de. Dünyanın en zorlu ligleri arasında yer alan İtalya Ligi Serie A da artık 24 ekranında olacak. 24 Spor Müdürü Serkan Korkmaz, İtalya Ligi’nin dünyanın en zorlu ve en heyecanla takip edilen ligi olma özelliğini taşıdığını ve bu ligi Türk futbolseverle buluşturmaktan büyük keyif alacaklarını söylüyor. Udinese formasını terletecek olan Türk futbolcu Gökhan İnler’in de top koşturacağı ve 20 takımın mücadele ettiği Serie A’da ilk hafta 26 Ağustos’ta başlayacak.
Avrupa ligleri Saran’ın elinde
Avrupa liglerinin yayın hakları genelde F.Bahçeli eski yönetici ve işadamı Sadettin Saran’a ait olan Saran Media’ya ait. İngiltere Premier Ligi, İngiltere Coca Cola Ligi (1. Ligi), İtalya, Almanya, Fransa, Brezilya, Hollanda, İskoçya liglerinin yayın haklarını Saran’ın şirketi elinde tutuyor. Almanya ve İspanya ligleri geçen yıl olduğu gibi yine NTV tarafından yayınlanacak. Sezon sonunda F.Bahçe’den ayrılarak Middlesbrough ile anlaşan Tuncay Şanlı’nın da Premier Lig’de olması şüphesiz futbolseverin bu lige ilgisini daha da artıracaktır. Tugay Kerimoğlu da zaten uzun yıllardır Blackburn forması giyiyor. Ayrıca Manchester United, Chelsea ve Liverpool’un bol yıldızlı kadroları, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de Premier Ligi vazgeçilmez kılıyor. İngiltere Ligi’ni ise FOX TV veriyor. Fransa Ligi de bu sezon Kanal A’da olacak. Brezilya Ligi’ni Lig TV almayı tercih etti. Hollanda ve İskoçya liginin yayın hakları konusu da henüz netliğe kavuşmadı. Saran Media ile Business Channel’in görüşme halinde oldukları belirtiliyor.
Lig maçlarının yanı sıra Şampiyonlar Ligi, UEFA Kupası mücadeleleri de çoktan paylaşıldı. Şampiyonlar Ligi bir kez daha Star TV’de. Star TV’nin genç spor müdürü Ertem Şener, Devler Ligi’nin Star TV ile özdeşleştiğini ve Avrupa’nın en önemli futbol organizasyonunu büyük bir titizlikle izlettireceklerini ifade ediyor. Son dönemde adından sıkça söz ettiren D Smart ise Şampiyonlar Ligi ile UEFA Kupası ön eleme maçlarını veriyor. Devam etmeleri halinde G.Saray ve Erciyssspor’un UEFA maçları yine D Smart ekranlarında olacak. F.Bahçe ile Beşiktaş Şampiyonlar Ligi’ne giremez ve UEFA Kupası’na geçerse maçları D Smart ekranından izlenecek. Show TV ise UEFA Kupası’nı çeyrek finallerden itibaren seyirciyle buluşturacak
Avrupa kupalarında ön elemenin son virajı
Şampiyonlar Ligi ve UEFA Kupası’nda ön elemelerin son turu oynanacak. Bundan sonra ise herkes gruplardaki mücadelelerde yollarına devam etme çabasına girecek.
ŞL’deki temsilcilerimizden Beşiktaş, İstanbul’da 1-0 kazandığı maçın rövanşında Sheriff Tiraspol deplasmanında 3-0’lık net bir galibiyet elde etti. Böylelikle Siyah-Beyazlılar, iki maçı da kazanarak hem turu hem de ülke puanlarını hediye etti Türk futboluna. Kartal’ın şimdiki rakibi İsviçre’nin FC Zürich takımı. Beşiktaş ilk maçı bugün deplasmanda oynarken bir diğer temsilcimiz F.Bahçe ise Kadıköy’de Belçika’nın mazisi büyük takımı Anderlecht’ini misafir edecek. En son 2003-04’te gördüğümüz çift takımla Şampiyonlar Ligi’nde yer alma heyecanını yeniden yaşamak istiyoruz.
ŞL maçlarına baktığımızda Bosna-Hersek temsilcisi Saraybosna’nın Belçika’dan Genk’i eleyerek 3. ön lemeye yükselmesi Bosna futbolu için çok önemli idi. Eğer Dinamo Kiev’i de eleyebilirlerse bir Bosna takımı tarihinde ilk defa ŞL gruplarına kalacak. Lucescu’nun Shakthar Donestk’i Ermeni rakibini ikinci defa yendi ve Salzburg’a rakip oldu. Hagi’nin çalıştırdığı Steaua Bükreş, iki galibiyetle tur atladı ve özellikle UEFA Kupası’ndaki başarılarıyla ülkeler sıralamasında sürekli yükselen Romanya’ya yine puanlar kazandırdı.
UEFA Kupası’nda ise G.Saray, gizemli rakibi Koprivnica ile ilk maçı yarın deplasmanda oynayacak. Eşleşmenin mutlak favorisi olarak görünen Sarı-Kırmızılıların, Koprivnica puan vermemesi de gelecek adına büyük önem taşıyor. Tıpkı G.Saray gibi Erciyesspor da ilk maçında deplasman yollarına düşecek. İsrail temsilcisi Maccabi karşısında fazla şans verilmeyen Erciyes’in yapacağı bir sürpriz oldukça manidar olacaktır.
Avrupa futbolunun Fadıl Akgündüz’ü: Kia Joorabchian
Arjantin futbolunun yükselen yıldızlarından Carlos Tevez’in adı geçtiğimiz sezonun başında Bayern Münih, M. United ve Real Madrid’le birlikte anılırken; transferin son gününde vatandaşı Javier Mascherano ile birlikte West Ham’la anlaşması büyük bir sürpriz olmuştu. Çünkü yetenekli bir futbolcu portresinin yanı sıra 2004’ün aralık ayında Güney Amerika rekoru kırarak 19.5 milyon dolara Londra merkezli Media Sports Investements (MSI) şirketinin takımı Corinthians’la sözleşme imzalaması, genç yıldızın birkaç yıla kadar Avrupa devlerinden birine geçeceğinin habercisiydi. Ancak Tevez tercihini West Ham için kullanmıştı.
Tevez ile Mascherano’ya İngiliz ekibinin ödediği ücret nedense açıklanmıyordu. Corinthians’ın sahibinin MSI şirketi olması ve şirketin başında genç bir işadamı Kia Joorabchian’ın bulunması kafaları karıştırıyordu. O günlerde MSI’nin gizli sahibinin Chelsea’yi satın alan Abramovich olduğu belirtilirken; Ermeni asıllı, İran doğumlu, Kanada ve İngiliz vatandaşı Joorabchian gizemini koruyordu. West Ham’la herhangi bir ilişkisi olmadığını ifade eden Joorabchian’ın çok geçmeden West Ham’ı almak için 85 milyon sterlin teklif etmesi de epey ilgi çekmişti. 35 yaşındaki Joorabchian’nın parasının kaynağı acaba neydi?
Tevez’in M. United’a transfer olacağı son haftalarda gündemden düşmeyen bir konu. Alex Ferguson’un ısrarla istediği Tevez’in yeni sezonda Old Trafford’da boy göstereceğine kimsenin şüphesinin kalmadığı bir ortamda ortaya çıkan yeni bilgiler bu transferi çıkmaza soktu. West Ham’ın, “Tevez’in tüm hakları bize ait. Gitmesine izin vermiyoruz.” açıklamasına rağmen Joorabchian’ın “Tevez’in ekonomik hakları bana ait.” demesi herkesi şaşırttı. Bu beyanatlar Premier Lig’den düşen Sheffield United’ın daha önce dile getirdiği iddiaları doğrular nitelikteydi. Sheffield, West Ham’ın tüm oyuncularının kendine ait olduğunu ispat edemediğini belirtip ligden kendileri yerine West Ham’ın düşürülmesi için federasyona müracaat etmişti.
Joorabchian, 1971 Tahran doğumlu. Kanada ve İngiliz pasaportlarında doğum günü ile ilgili iki farklı tarih var. İran devrimiyle birlikte ailesiyle İngiltere’ye kaçan Joorabchian, kimya ve ekonomi eğitimi gördü. İş hayatında kendini göstermek için Virgin Adaları’nda kayıtlı American Capital şirketini kurdu. 2004’te Londra’da MSI şirketini kurarak aynı yıl ekonomik açıdan zor günler geçiren Brezilya’nın Corinthians kulübüyle 10 yıllık ortaklık anlaşması imzaladı. Bu anlaşma için ödenen miktar 35 milyon dolardı. Brezilya’ya taşınan Joorabchian sayesinde Corinthians ilk yıl gelirinde yüzde 500’lük bir artış kaydetti. MSI’nin arkasında iki Rus milyarder Berezovsky ve Abramovich’in olduğu da Brezilya ve Avrupa basınında sıklıkla yer buldu. Joorabchian, Ağustos 2005’te West Ham’ı almak için ilk girişimini yaparken, 100 milyon sterlinlik transfer sözünü veriyordu. Geçtiğimiz yılın haziran ayında MSI şirketinin başkanlığından ayrılan Joorabchian, The Guardian’a verdiği röportajda, “Menajerlik yaptığını ve uluslararası futbol arenasında önemli bir aktör olmak için günde 20 saat çalıştığını.” söylüyordu.
Carlos Tevez’in transferiyle tekrar sahneye çıkan Joorabchian için Brezilya mahkemesi, kara para aklamadan dolayı tutuklama emri çıkarttı. Henüz kırmızı bültenle aranmayan Kia Joorabchian, Jetpa’nın sahibi Fadıl Akgündüz’ü hatırlatıyor.
Alex, milli takıma neden çağrılmıyor?
Türkiye?ye geldiği günden beri takımına büyük katkı sağladığı için F.Bahçe taraftarı tarafından çok sevilen Alex, Brezilya?da bulunduğu 2002-03 sezonunda da yılın futbolcusu seçilmiş ve Türkiye?ye transferi büyük yankı uyandırmıştı. F.Bahçe?de oynadığı futbolla Alex?in Brezilya Milli Takımı?na çağrılması gerektiği söyleniyor.
Fakat bugüne kadar böyle bir gelişme olmadı.
Peki, neden?
Bu konu, Brezilya basınında da çokça tartışılıyor. Hatta bir ay önce, Brezilya?nın en çok okunan spor dergilerinden Placar, Alex?in yerine çağrılan Ricardinho?yu en çok nefret edilen milli takım oyuncusu ilan ederek F.Bahçeli futbolcuya açıktan destek vermişti. Alex?in milli takıma çağrılmamasıyla ilgili Brezilya basınında öne çıkan görüş ise şu: ?İspanya, İtalya, İngiltere gibi liglerde değil de Türkiye gibi seviyesi belli olan bir ligde oynuyor. Daha da kötüsü, Avrupa?da hiçbir varlık gösteremeyen F.Bahçe forması giyiyor.?
Brezilya, her yıl 200?den fazla üst düzey futbolcusunu yurt dışına gönderiyor ve bunlar arasından ciddi bir elemeyle milli takım kadrosu belirleniyor. Mesela, Japonya?da veya Rusya?da çok başarılı olan Brezilyalılar var; ancak bunların isimleri milli takım kadrosu için hiç anılmıyor. Alex de F.Bahçe?yle anlaştığında spor yazarları tarafından çokça eleştirilmiş ve milli takımda oynama hayalini öldürdüğü söylenmişti. Ayrıca, şu günlerde bu konuyla ilgili Brezilya?da çok güzel bir örnek yaşanıyor. İspanya?nın Real Betis takımının forveti Ricardo Oliveira, Şampiyonlar Ligi?nde Chelsea ile oynanan grup maçında sakatlanmış ve ?Artık milli takıma giremez? yönünde haberler çıkmıştı. Bu haberlerden sonra Oliveira Brezilya?ya gelip milli takım doktorları gözetiminde tedaviye başladı ve Dünya Kupası kadrosuna girebilmek için Sao Paulo takımında oynamak istediğini söyledi. Real Betis de Oliveira?nın ağustos sonuna kadar Sao Paulo?da kiralık oynamasını kabul etti. Şimdi düşünün; İspanya?da oynayan bir futbolcu bile Brezilya futbol gündeminden uzak kalabileceğini zannedebiliyor.
Öne çıkan bir diğer görüş de Brezilya Milli Takımı Teknik Direktörü Parreira?nın Alex?i sevmemesi. Alex, F.Bahçe ile sözleşme yapmadan önce özellikle Parreira?ya danışmış ve onay aldıktan sonra masaya oturmuştu. Ancak buraya geldikten sonra Alex?in ismi milli takımla anılmamaya başladı. Ayrıca, Parreira, yaptığı bir basın açıklamasında ?Kadroyla ilgili bazı şüphelerim hâlâ var; ancak şunun bilinmesini isterim ki Alex kadroda olmayacak.? dedi. Başka hiçbir futbolcuyla ilgili bu kadar net konuşmayan Parreira?nın bu açıklaması, Alex?i sevmediğinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Brezilya?da Türk futbolundan yok denecek kadar az bahsediliyor. Bundan dolayı Parreira, herkesin takip ettiği futbolcuları tercih ederek kendini garantiye almak istiyor. Aslında Parreira?nın da Ricardinho?yla ilgili şüphesi var; ancak Corinthians gibi Brezilya?nın en büyük takımlarından birinde oynayan bir futbolcunun yerine, Alex gibi gözlerden uzak bir ismi tercih etmek istemiyor
Dünyanın en iyi kulübü Japonya?da belli olacak
Temeli 1960?a dayanmasına rağmen FIFA tarafından bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen Dünya Kulüpler Şampiyonası, pazar günü Japonya?da başladı. Kıtaları temsilen 6 ekibin katıldığı ve önümüzdeki pazar sona erecek şampiyonada Barcelona favori. Bu organizasyonda önümüzdeki yıllarda takım sayısının 8?e çıkarılması düşünülüyor.
FIFA?nın bu yıl üçüncüsünü gerçekleştirdiği ?Dünya Kulüpler Şampiyonası?, Japonya?nın Tokyo şehrinde geçtiğimiz pazar oynanan El Ahli-Auckland karşılaşmasıyla başladı. Temelde dünyanın en iyi kulübünü belirlemek maksadıyla düzenlenen turnuva, ilk olarak 1960 yılında ?Kıtalararası Şampiyona? adıyla organize edildi. 1980 yılında isim değiştiren turnuva, ?Toyota Kupası? olarak 2005 yılına kadar geldi. Şimdiye dek farklı adlarla anılan organizasyon, bu yıl 2000 ve 2005 yılında olduğu gibi ?FIFA Dünya Kulüpler Şampiyonası? olarak gerçekleştiriliyor. Ayrıca, önümüzdeki yıllarda turnuvada bazı değişiklikler yapılacak. Mesela, takım sayısı sekize çıkarılacak ve organizasyonun yapıldığı ülkenin lig şampiyonu takımı da turnuvaya doğrudan katılacak. Kıtaları temsilen gelen altı kulüp, burada olabilmek için çok büyük engelleri aştı. Her kıtanın Şampiyonlar Ligi şampiyonu olan bu altı takım, kupaya ulaşabilmek için her maçı final havasında oynamak zorunda. Çünkü, yenilen kupaya veda ediyor. Şimdi isterseniz, Dünya Kulüpler Şampiyonası?na katılan ekiplerden kısaca bahsedelim.
Barcelona (İspanya): Avrupa liglerinin diğer kıta liglerine göre daha kaliteli olduğu tezinden hareketle Barcelona, turnuvaya yarı finalden itibaren katılacak. Eto?o ve Messi gibi yıldızlardan mahrum Barcelona?nın şüphesiz en büyük kozu Ronaldinho. Ayrıca, Barcelona?nın müzesinde olmayan tek kupa olma özelliğinden dolayı da Dünya Kulüpler Şampiyonası?nın Katalan ekip için cezbedici yanı var. Barcelona, yarın America ile mücadele edecek.
İnternacional (Brezilya): Brezilya?nın köklü kulüplerinden olan ve tarihinde bir ilki yaşayarak geçen sene Libertadores Kupası?nı (Avrupa Şampiyonlar Ligi?nden sonra en zor turnuva olarak bilinir) alan İnternacional, favori takımlardan. Barcelona gibi yarı finalden itibaren turnuvaya katılacak olan Güney Amerika temsilcisi, geçen sene kupayı kazanan Sao Paulo (Avrupa Şampiyonlar Ligi şampiyonu Liverpool?u yenerek şampiyon olmuştu) gibi zirveye çıkmak istiyor. İnter?in elindeki en önemli silahlardan biri 18 yaşındaki Alexandro Pato. İnternacional, bugün Ahli ile oynayacak.
America (Meksika): Meksika Ligi?nin en fazla şampiyonluk yaşayan ekibi America, geçen sene kazandığı Concacaf Kupası?yla Japonya?ya gitmeye hak kazandı. Bununla beraber kulüp tarihi başarılarla dolu. 10 Meksika şampiyonluğu dışında, 5 Concacaf Kupası, 5 Süper Kupa ve 2 tane de Amerika Kıtalararası Şampiyona kupası bulunuyor. America ekibinde gözde futbolcu ise orta sahada görev yapan Cuauhtemoc Blanco. İlk maçında Jeonbuk?u yenen America, yarın Barcelona ile karşı karşıya gelecek.
El-Ahli (Mısır): İki yıldır turnuvaya katılan tek kulüp olan Afrika temsilcisi El-Ahli, Afrika Şampiyonlar Ligi?nde muhteşem bir final maçıyla Japonya vizesi aldı. Tunuslu Sfaxien ekibi, Mısır?da oynanan maçtan 1-1 beraberlikle ayrılınca çok sevinmişti. Ancak El-Ahli takımı, Tunus?ta oynanan rövanşta Aboutrika ile bir gol bulunca stadı dolduran 52 bin Tunuslu?nun hevesini kursağında bırakarak şampiyonayı kazanmıştı. Afrika şampiyonu El-Ahli?nin en büyük kozu Muhammed Aboutrika. Ayrıca, turnuvanın açılış maçında Auckland?ı 2-0 yenerek İnternacional?ın yarı finaldeki rakibi oldular.
Jeonbuk (Güney Kore): 1993?te kurulan kulüp, Hyundai desteğiyle yaptığı flaş transferlerle kısa zamanda başarıyı yakaladı. Özellikle Brezilyalı Botti ve Ze Carlo, Jeonbuk?u Asya Şampiyonlar Ligi şampiyonu yaparak Japonya?ya getiren isimler oldu. Geçen sene Asya Şampiyonlar Ligi final maçında Suriye?den El-Karama ekibi ile karşılaşan ekip, Botti?nin son dakikada attığı golle şampiyonluğu kazanmıştı. Jeonbuk, ilk maçını America ile yaptı ve 1-0 yenildi. Jeonbuk, cuma günü Aukland ile 5.?lik maçına çıkacak.
Aukland City (Yeni Zelanda): İki yıllık bir geçmişi olmasına rağmen Okyanusya liglerinde fırtına gibi esen Yeni Zelanda temsilcisi Auckland City, Okyanusya Şampiyonlar Ligi?nde peşi sıra kazandığı beş maç ile kupayı müzesine götürdü. Ancak Dünya Kulüpler Şampiyonası ilk maçında Mısırlı rakibi El-Ahli?ye 2-0 yenildi. Cuma günü Jeonbuk ile 5.?lik maçı oynayacaklar.
Avrupa'da dedikodu çok transfer azdı
Avrupa’da ara transfer dönemi daha çok spekülasyonlar üzerinde devam etti. ‘Büyük transferler öncesi sessizlik’ olarak yorumlanan bu döneme hareket getiren ise Milan oldu. Uzun süre Chelsea’de huzursuz olan Shevchenko’nun tekrar yuvaya döneceği söylentileriyle vakit geçiren Milan, sonunda Real Madrid’de sıkıntılı dönem geçiren Ronaldo’yu renklerine bağladı.
Real, zamanında 45 milyon Euro’ya aldığı Ronaldo’yu 7 buçuk milyon Euro karşılığında sattı. 1997-2002 arasında İnter formasını giyen Brezilyalı yıldız, bu kez Milan formasıyla Serie A’ya döndü. Dönüşün farkı ise ‘muhteşem’ tanımlamasından uzak olması. Şike sonucu Serie B’ye düşürülen Juventus da Bayern Münih’in Boşnak oyuncusu Hasan Salihamidziç’i kadrosuna kattı. İnter’e karşı ümitten uzak bir şampiyonluk mücadelesi veren Roma, forvet oyuncuları Wilhelmsson ve Francesco Tavano ile gol yollarında daha güçlü hale geldi.
Ronaldo, Beckham ve Cassano gibi yıldızlardan istediği verimi alamayan Real, ara transferde Güney Amerika pazarına yöneldi. Real, Avrupa tecrübesi olmayan genç yıldızlar Fernando Gago, Gonzalo Higuain ve Marcelo’yu 40 milyon Euro karşılığında renklerine kattı. Nihat Kahveci’nin takımı Villarreal, önce G. Amerika’da yılın futbolcusu seçilen orta saha oyuncusu Matias Fernandez’i, sonra da Stuttgart’ın mutsuz Danimarkalısı John Dahl Tomasson’u alarak iki flaş transfere imza attı. Bu sezon zirveyi zorlayan Sevilla ise Fatih Tekke’nin takımı Zenit’ten Rus forvet Kersjakov’la söz kesti. Deportivo’da yıldızı parlayan; ancak son yıllarda suskunluğa bürünen Diego Tristan da bundan sonra Mallorca için ter dökecek.
Carew, Ada’ya ayak bastı
Ara transferin en ilginç transfer hikâyesi Manchester United’a ait. Kırmızı Şeytanlar, sezon başında Barcelona’dan ayrılıp ülkesinin Helsinborg takımına dönen Henrik Larsson’u sadece 12 haftalığına kiraladı. Beşiktaş’tan ayrılıp Fransa’nın Lyon takımıyla anlaşan John Carew, ara transferde Aston Villa’nın futbolcusu olurken, Çek yıldız Milan Baros da Lyon’un yolunu tuttu. Ara transfer döneminin flaş ismi 21 yaşındaki Ashley Young’du ve İngiliz takımlar bu oyuncu için kıyasıya mücadele etti. Nihayetinde, 9 buçuk milyon Pound, Aston Villa’nın zaferi anlamına geliyordu. West Ham, Fulham’ın Portekizli oyuncusu Luis Boa Morte’yi transfer ederken; Fulham’ın telafisi de Romalı Montella oldu.
Bundesliga’da flaş transfer olarak Schalke’den Hamburg’a giden Frank Rost gösterildi. Wolfsburg, Trabzonspor’da kariyerinin en zor günlerini yaşayan Marcelinho’yu kadrosuna katarken; Daum’un 2. Lig’deki takımı Köln de eski Fenerbahçeliler Serhat Akın ve Luciano ile kadrosunu güçlendirdi.
Ara transferin son günlerine gelinirken, transfer piyasasına söylentiler hakim olmaya devam ediyor. M. United, Bayern Münih’in İngiliz orta saha oyuncusu Owen Hargreaves’e olan ilgisini ara transfer döneminde sürdürdü. Ferguson’un ısrarla istediği Hargreaves için Bayern, 20 milyon Euro bonservis ücreti isterken, devreye Chelsea’nin de girmesi, transfere bir düğüm daha attı.
Capello ile yeniden yapılanma yoluna giden Real Madrid ise M. United’ın Portekizli yıldızı Christiano Ronaldo’ya ilan-ı aşkta bulundu. Zidane ve Figo’dan sonra kulüp tarihinin en pahalı transferi olması beklenen Ronaldo için Manchester’ın isteksizliği ve teklifi geri çevirmesi şimdilik bu transferi zora sokmuş görünüyor. Yine de Real Madrid’in Ronaldo ısrarında son sözü duymak için yaz aylarını beklememiz gerekecek. Villarreal’in Arjantinli yıldızı Riquelme’nin iyi bir sezon geçirdiğini söylemek iyimserlik olur. Geçen sezonki ve Dünya Kupası’ndaki performansını mumla aratan Arjantinli, patronu Pellegrini ile sorun yaşayınca yedek kulübesinin müdavimi oldu. Şu sıralar Riquelme için ayrılık zamanının geldiği konuşuluyor.
Avrupa’nın devlerine sıra gelince… Bayern Münih, Arsenal, İnter, Chelsea ve Barcelona hallerinden memnun olacaklar ki ara transfer döneminde aynı kadroyla devam kararı aldılar.
Sayı: 170
Bölüm: Dünyadan Futbol