Bir titreme sardı bedenimi ve ansızın uyandım. Saate bakıyorum, SİYAHI BEYAZ geçiyor. Üzerimde hem buluşmanın yaklaşmasının verdiği heyecan hem de SİYAH bir yelkenli ile BEYAZ umutlara yelken açtığım rüyamın uyanmamla birlikte son bulmasının mutlu hüznü var. Doğrulup camdan dışarısını izlemeye koyuluyorum, hava bugün SİYAH BEYAZ…
Banyoya yöneliyorum, SİYAH diş fırçama ve BEYAZ diş macunuma uzatıyorum ellerimi her zaman ki gibi…
SİMSİYAH diş fırçamın BEMBEYAZ dişlerimi aydınlatması bana SİYAH BEYAZ bir tiyatroda oynanan oyundaki SİYAH ateşin BEYAZ muma renk vermesini anımsatıyor nedensizce, gülüyorum ve “Kahretsin, çok SİYAH BEYAZIM” diye böbürleniyorum kendi kendime…
Tekrar gülüyorum ve bu gülücüklerin sebebinin SİYAH BEYAZ geçecek bir gün olduğunu hissediyorum. Ettiğim SİYAH BEYAZ dualar kabul olmaya başlıyor;
Kahvaltı derdimin olmamasına bir kez daha seviniyorum; bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar SİYAH zeytin, birazcık da BEYAZ peynir ve bir bardak, SİYAH bir bardağın içinde BEYAZ gibi su…
Masayı toparladım. Bekarlık zor! Ama her gün bu SİYAH BEYAZ örtüyü mutlu bir şekilde sermesini bilmeyenler için!
Her açışımda SİYAH dolabımı, yerinden çıkmaya çalışan bu BEYAZ vidaları sıkacağım diyorum kendi kendime; ama her seferinde aynı his karşıma çıkıyor:
SİYAH BEYAZ gıcırtıların verdiği rahatlık…
SİYAH pantolonumun üzerine BEYAZ kazak mı yoksa SİYAH gömleğimin altına BEYAZ pantolon mu giysem kararsızım…
Seçmek biraz zaman aldı; ama SİYAH pantolona BEYAZ kazak, onların yanında da SİYAH yağmurluk ile BEYAZ atkı güzel oldu. SİYAH BEYAZ bir melodi beni kendime getirdi; aynanın karşısında, ayakta dalıvermişim:
SİYAH giyimli güzel bayanların BEYAZ sürmeli gözlerini kırparak “hişşşt SİYAH BEYAZ” seslenişlerine…
Kokumu da sürdüm, ne güzel kokuyor, SİYAH BEYAZ…
Unuttuğum bir şey var mı diye düşünüyorum; “hayır, yok.” SİYAH cüzdanım arka cebimde, BEYAZ anahtarlığım elimde, her şey tamam…
SİYAH kapıya BEYAZ anahtar darbeleri…
Merdivenlerden iniyorum, SİYAH BEYAZ boyalı bu duvarlar SİYAH saçlarımın tek tük BEYAZ olmasına neden olmuştu geçen yaz…
Apartman sakinleriyle renk konusunda anlaşamıyorduk; ama benim kararlılığım onlara pes ettirmişti. Az adım kaldı sokak kapısına, o da duvarlarsın cabası, SİYAH BEYAZ…
“Olamaz, kimliğimi unuttum!” Biliyordum unuttuğum bir şey olduğunu, ah kafam…
Dün ki SİYAH gecenin BEYAZ sarhoşluğu devam ediyor hâlâ…
Her ne kadar kızsam da unutkanlığıma ve heyecanlı sıkıntıma, her gün 1903lerce kere inip çıkmaya razıyım bu merdivenleri kimliğim için…
SİYAH bir şeffaflık ve üzerinde BEYAZ bir fotoğraf, SİYAH yazılarla ve BEYAZ damgalı…
Benliğim, SİYAH BEYAZ kimliğim…
Az önce kendime gelmemi sağlayan telefonuma mesaj gelmişti, aceleden onu bile okumayı unuttum. Sadece “SİYAH ulan!”dan oluşan mesaja “BEYAZ ulan!” cevabım…
SİYAH BEYAZ dostlarımın olmasının verdiği zevk, SİYAH ve BEYAZ dışında başka neyde var ki!?...
Birkaç dakikadır yürüyorum, hava yağmurlu, SİYAH bulutlarla, yanıbaşlarında çakan şimşeklerin BEYAZ ışıklarının oluşturduğu yağmurdan saklanmak, kaçmak bana göre değil…
SİYAH BEYAZ bir ıslanışın mutluluğunu herkes yaşayamaz, keyfini çıkartıyorum. Gözlerim açık bir hâlde hayâlini kuruyorum biraz sonra ki kutlu buluşmanın…
Etraf çok kalabalık; ama her şey tabiatın dengesine uygun…
SİYAH BEYAZ bürünmüş insanlar; SİYAH atkılar, BEYAZ bayraklar ellerde, SİYAH BEYAZ ezgiler dillerde…
SİYAH BEYAZ alkışlar bir yanda, SİYAH BEYAZ bağırışlar diğer yanda, hepsi de keyif veriyor, SİYAH BEYAZ bir keyif…
Bu sabah, bu SİYAH BEYAZ sabah uyanmama neden olan o titreme, o SİYAH BEYAZ titreme yeniden başladı. Bu neden tam karşımda duruyor SİYAH BEYAZ ihtişamıyla…
Kalbim SİYAH BEYAZ hızlanmaya başladı, buluşmama, kavuşmama çok; ama çok az kaldı. Ayaklarım, SİYAH BEYAZ adımlarını daha mutlu bir şekilde atmaya başladı. Artık hem bedenimle hem de ruhumla, her şeyimle onun yanındayım, Beşiktaşımlayım. Mabedimin her yanı, yüreklerin her atışı SİYAH BEYAZ…
Maç başladı. Aynı anda “hiç susmayanlar!”da başladı SİYAH BEYAZ bağırmaya…
Düşmanlarına gök gürültüsünün korkusunu yaşattıran, sevdalılarına mutluluğun en güzelini yaşatan o dizeleri haykırmaya
--------------------------------------------------------------------------------
BEŞİKTAŞLININ YEMİNİ
BEŞİKTAŞ'ımız için;
Seyirci değil , T A R A F T A R...
Bayramda değil , K A R A G Ü N D E...
Moda için değil , F O R M A için...
Kupa için değil , A R M A için...
Hava için değil , S E V D A için...
Ayrı ayrı değil , O M U Z O M U Z A...
90dk. değil , Ö M Ü R B O Y U...
Yalanla değil , K A N I M L A...
Şerefsizce değil , O N U R L A...
Utanarak değil , G U R U R L A...
Eğilerek değil , D İ M D İ K...
Sefada değil , C E F A D A...
Koltukta değil , B E T O N D A ...
Minderde değil , Ç A M U R D A...
Bazen değil , H E R M A Ç T A...
Oturan değil , Z I P L A Y A N...
Puroyla değil , A T K I Y L A...
Çekirdekle değil , B A Y R A K L A R L A...
Muhabbetle değil , T E Z A H Ü R A T L A...
İhanetle değil , S A D A K A T L E...
Kendime değil , K A R A K A R T A L A...
Şampiyonken değil , H A S R E T K E N...
Görüntüde değil , Ö L Ü M Ü N E...
BEŞİKTAŞ'A....
BAĞLI KALACAĞIMA YEMİN EDERİM
................................................................................
........................
Sen halkımsın...
Benim maçları kaybedişimin üstünden yıllar geçti, yıllardır verilen haksız penaltıya gıkım çıkmadı, çok eleştirdi beni skor yazarları, yerden yere vurdu, onlar vurdukça ben güçlendim, kaskatı kesildim, kenetlendim benim gibilerle, KARTAL bakışlılarla.
Çok hain girdi benim içime, dünya kulübü yaptılar beni, kurumsallaştırdılar akıllarınca, yıldız oyuncular aldılar, başarı için her yol mübah dediler, bense bakmadım skor tabelasına, RUHTUR dedim onlara önemli olan, yılmaz savaşçısı oldum doğru bildiğim yolun.
Hep belden aşağı vurdular, arkamdan iş çevirdiler, kendileri gibi olmamı istediler, kirli oyunlarına alet olmadığım için azsınız dediler, nerede şampiyonluklarınız, nerede kupalarınız dediler, ben ŞEREFLİ İKİNCİYİM dedim, azız ama özüz dedim.
Yuvamın üstüne pahalı pahalı kafesler yaptılar, sandılar ki müşteriyiz, sandılar ki paralarıyla, pahalı içkileriyle oturup ahkam kesecekler, biz de boyun eğip, kaçıp gideceğiz, cevabım sert oldu onlara, sizin viskinize karşılık benim maçtan once içtiğim ucuz şarabım, sizin pahalı kafesinize karşılık benim tribünde hiç oturmadığım koltuğum var dedim. Ne müşteriyim ne seyirci ben TARAFTARIM diye haykırdım onlara.
Çok küfür ediyorsun dediler, herşeye karşısın dediler, bu kadar muhaliflik olmaz dediler, her oyunun kuralı var dediler, oyunu kuralına gore oyna, düzene uy sen de bizim gibi ol dediler, A’sını gösterdim duvarda bir maç öncesi yazılan yazının, bırakın beni, çekemezsiniz bataklığınıza beni dedim, ben herşeyin karşısındayım kendimin bile, ben buyum dedim, ben HALKIM dedim.
Renkli formalarıyla evlerinden sallamaya başladılar, benim şarkılarımla bana küfrettiler, bir de yanlarına yasaları aldılar, gelemezsin dediler, ben de dedim ki onlara onbinimiz değil onbirimiz yeter, RUHUMUZ YETER.
Şimdi yeniden kuşanıyorlar kılıçlarını, evime sokmamaya çalışıyorlar beni, yıldırmaya çalışıyorlar, ne acıdır ki savunması gerekenler beni onlar da susuyor, adeta göz yumuyor kendi hesapları için, şimdi bana düşeni biliyorum, başkaldırmak zamanı, ŞEREFİMLE OYNADIM HAKKIMLA KAZANDIM deme zamanı yine.
Zaman yine geçecek, güzel günler de gelecek, kötü günler de, ama siyah beyaz atkımla ve ben hep yanında olacağım, çünkü ben BEŞİKTAŞLIYIM. Çünkü ben SEVİNMEK İÇİN SEVMEDİM.
--------------------------------------------------------------------------------
Kartallar yalniz uçar. Biz yalniziz. Hayata ve spora zirveden bakariz.
Biz takim degil, hayatin taraftariyiz. Hayat; dogru ve yanlis, sevgi
ve nefret, ahlak ve saibe, ölüm ve yasam, siyah ve beyazdir. Biz
hayata sahip çikariz. Mayamizi tarihten, ahlakimizi ögretmenlerimizden
aliriz. Biz hayata sahip çikanlariz.
"Sen babamdan kalan miras degil, evladima olan borcumsun cümlesini bir
pankartin üzerinde Beşiktaş Inönü'nün duvarina asan anlayistir
Besiktaslilik. Beşiktaş nesilden nesile tasinan bir 'yasam biçimi',
bir 'hayat felsefesidir.' 'Siyah-Beyaz, ölüm-yasam' sloganindaki iddia
ve 'romantik realizm'dir Besiktaslilik. Beşiktaş kaderciliktir
isyankarca. O forma da zitliklarin uyumunun kaniti... Beşiktaş
'söz'dür, 'umut'tur, 'duygu'dur. O forma da yeni sabahlara altinda
uyanilacak yorgan... 'Basari için her yol mübah ise ben böyle basariyi
istemiyorum' diyebilmektir Besiktaslilik. Beşiktaş 'basari'ya tapmak
degil, 'dik durmak'tir. O forma da bedel ödemeyi göze alabilenlerin
üniformasi... Sahislara degil, renklere ve felsefeye olan asktir
Besiktaslilik. Beşiktaş 'takim sevgisi'nden öte, 'ahlak anlayisi'dir.
O forma da 'moda' degil, 'tarihi zenginlik'...
Rakipleri asagilamak degil, saha icinde futbol, tribünde ise kivrak
zeka ve espri yetenegi ile kazanmayi ilke edinmektir Besiktaslilik.
Beşiktaş belden asagi vurmadan mücadele etmektir. O forma da
gögsündeki armanin tam ortasinda duran liyakat nisaninin hakki
verilerek islatilacak en nadide giysi... Genel yozlasmadan
etkilenmemenin mümkün olmadiginin farkinda olarak, bu bozulmayi asgari
seviyede tutabilmek icin mücadele etme çabasidir Besiktaslilik.
Beşiktaş 'direnmek'tir. O forma da ütüsü mümkün oldugunca az bozulsun
diye üstüne titrenen kiyafet...
Emekle, alin teriyle kazanilan, ancak vakti zamaninda tescil edilmemis
olan sampiyonluklarinin yillar sonra resmi kayitlara geçirilmesi için
yaptigi hakli hukuk mücadelesi rakipleri tarafindan saptirilip,
yapilan sanki bir 'yildiz kapma' yarisiymis gibi gösterilirken;
formasindaki armanin üzerine konulacak olanla degil, o armanin
kalbinde tasima ayricaligina sahip oldugu 'ay-yildiz' ile övünmektir
Besiktaslilik.
Beşiktaş 'haksiz kazanç', 'haksiz rekabet' degil; hakkini, olmasi
gerektigi yollardan arayip almaktir.
O forma da onur mücadelesinin bayragi..." (*) Kartallar yalniz uçar.
Biz zirvelerde yalniz ama vakur, hayata bakariz.
Hayat da Beşiktaş'tir.