Yaradan, erkeği yarattıktan sonra,
ayın yuvarlaklığını,
tırmanıcı bitkilerin kıvrımlarını,
yaprakların hafifliğini,
bulutların ağlayışını,
kaplanın zalimliğini,
ateşin akışkanlığını,
karların soğukluğunu
ve kuşların cıvıltısını
bir araya getirerek,
kadını yaratmış ve onu erkeğe sunmuş.

Üç gün sonra erkek, Tanrıya gelip söyle demiş:
"Bana verdiğin bu kadın
hiç durmadan konuşuyor,
beni hiç rahat bırakmıyor,
sürekli ilgi istiyor,
bütün vaktimi alıyor,
her şeye ağlıyor,
hiçbir iş de yapmıyor.
Onu geri almanı istiyorum.


Tanrı, bunun üzerine kadını geri almış,
ama çok geçmeden erkek geri gelmiş ve demiş ki:
"O şarkı söyleyip dans ederdi,
göz ucuyla beni izlerdi,
oyun oynamayı çok severdi,
korktuğunda bana sarılırdı,
gülüşü müzik gibiydi,
onu seyretmek çok hoştu.
Onu bana geri ver."
Böylece Tanrı kadını erkeğe geri vermiş,
ama üç gün sonra erkek yine kadını geri getirmiş
Tanrıdan onu almasını istemiş
"Olmaz" demiş Tanrı,
"Ne onunla ne de onsuz yaşıyorsun.
Elinden geldiği kadar idare etmeye bak


yani bakın biryerde niye kahrınızı çekiyoruz yaradan öyle istemiş


Vazgeçmeyi,Kabullenmeyi baş eğmeyi kabullenemiyor...

Cehennem dediğin yerde dal, odun yoktur. Herkes ateşini kendi götürür. (PirSultan Abdal)