1-Sürekli farklı şekillerde karşınıza çıkan yalnızlık. Hemen hemen her detayda gizlidir. İşten eve geldiğinizde, çay içtiğinizde, bulutlara baktığınızda, tıraş olduğunuzda ya da çok farklı herhangi bir eylemde, her yerde...

2-İş kazası nedeniyle gözünüzün önünde yaralanan ve ölen çalışma arkadaşları.

3-Bir yılbaşı gecesi, kızılay meydanında herkes eğleniyormuş gibi yaparken havalara zıplayıp sevinç çığlıkları atarken balon satmaya çalışan orta yaşlı bir adamın -sönük balon kimseye eğlenceli gelmediğinden- o soğukta can hıraş balonları şişirmeye çalışması.. çığlık çığlığa zıplayan insanlara yorgun gözlerle bakması. Cebinden parasını çıkarıp bir göz atıp tekrar cebine koyması. Yanına yaklaşan birini görünce gülümsemeye çalışması. Gidince tekrar acı bir üşüme ifadesi takınması. Kimsenin bunun farkında olmaması. Adamın haline üzüldüğümüzü belirtince sevgili arkadaşımızın "çok mu koydu içinee" diye dalga geçmesi.Ne yapıyorum ben diye sormayı aklımıza getiren bir detaydı. Vakti zamanında.

4-Hayatın mantıksızlıklar ve eşitsizlikler üzerine kurulu olması. Etrafınızın beyninin %0.1 ini bile kullanmaktan aciz insanlarla çevrili olduğunu birilerinin veya bir şeylerin sürekli size hatırlatması. İnsana dair tüm duyguların her dakika sömürülmesi, reklam aracı yapılması. Her şeyin basitleştirilmesi, bizim basitleşmemiz, duygusuzlaştırılmamız vs. vs

5-Fark edilmesi yalnızca sizin hangi gözle ve ne kadar dikkatli baktığınıza bağlı olan detaylardır. Zira bu dünya kimse için cennetten bir köşe değildir ve herkes kendi acısını yaşar, onun izini de bir şekilde taşır. İnsanlara baktığınızda bunu görmeye başlarsanız sokak, işyeri, televizyon, baktığınız heryer iç burkan detaylarla doludur, ya da sizin burkulacak bir içiniz varsa onu burkacak detay çoktur.

-Alıntı- hoşuma gitti ekliyim dedim.Eger sizlerde bişey eklemek isterseniz buyrun