Yardım - Arama - Üyeler - Takvim
Tam Forum Görünümü: Hayallerimizi Yönetenler-Yönetmenler
Mynak.Com > Genel Kültür Ve Sanat > Sinema - Tiyatro - Kültür - Sanat

OriginaL


“Dünyadan kopuk çılgın bir dahi”?

Çoğu insanın hayal etmeyi bile hayal edemediği bir zamanda, ileride nankörlükle tanışacağı bir yerde,26 Temmuz 1928’de New York’ta dünyaya geldi ve ilk kez gözlemlemeye başladı.Çocukluk çağlarında satranca,müziğe ve fotoğrafçılığa karşı büyük ilgi duydu.Bu ilginin akabinde Look adında bir fotoğraf dergisinde işe başladı ve bu sayede daha 19’lu yaşlarında bütün Amerika’yı gezme şansı buldu.Öğrencisi olmamasına rağmen birçok üniversitede profesörlerin derslerine katıldı.Washington’un ünlü kulüpleri Marshall ve Manhattan’da paralı satranç maçları yaptı.Belki de çekeceği ilk filmin parasını biriktirmeye başladığından haberi bile yoktu.19 yaşına kadar kendi isteğiyle kitap bile okumayan bu adam okullarda verilen eğitime de şu sözlerle gönderme yapıyordu."Bence okullarda yapılan en büyük yanlış, çocukları korkuyla motive ederek bir şey öğretmeye çalışmaktır. Not alma korkusu, sınıfta kalma korkusu gibi. Bir konuya ilgi duyarak öğrenmek ile, korku ile bir şeyi öğrenmek arasında nükleer bir patlama ile bir kıvılcım kadar fark vardır."Yaşam stili,davranışları ve ortaya koyduğu tutum; eğitimin bize neler kattığı o kadar önemli değil, ama insanın kendisine neler kattığı o kadar önemli, anlayışını açıkça ortaya koyuyordu.
1951 yılında ilk filmini fotoğrafçılık yaptığı dönemde fotoğraflarını çektiği Walter adında bir boksörden esinlenerek çekti.Bu belgesel 16 dakika uzunluğunda olmasına rağmen RKO adında bir yapım şirketinin dikkatini çekmeyi başardı ve film Paramount sinemasında gösterilerek yönetmene ufak bir kazanç sağladı.Artık tüm zamanını bu işe verebilmek için çalıştığı Look dergisindeki işinden ayrıldı. RKO, Flying Padre adlı kısa bir belgesel çekmesi için teklif yaptı. Bu Rahip Fred Stadtmueller'ı anlatan, 9 dakikalık bir filmdi.Belgesel filmlerle başladığı yönetmenlik hayatına tanıdıklarından ve akrabalarından aldığı borçlarla çektiği Fear and Desire adlı ilk uzun metrajlı filmiyle devam etti.Ama bu filmi hiç sevmediği bilinir. Daha sonra filmi kimsenin görmemesi için bütün kopyalarını topladı. 1956'ta yapımcı James B. Harris ile tanıştı ve ilk stüdyo filmi The Killing'i çekmek için Hollywood'a gitti. Bir romandan uyarlanan ve 320.000 dolara mal olan filmde zamanın tanınmış karakter oyuncularıyla birlikte çalıştı.Ve bu filmle beraber Amerika’nın ünlü yapım şirketlerini de peşinden koşturmaya başlamıştı. Daha sonra Willinghom ile beraber, Humphrey Cobb'un Paths of Glory romanından bir senaryo uyarladılar. Kirk Douglas filmde oynamayı kabul edene kadar tüm stüdyolar filmi reddetti. Sonuç ise ilk klasik filmi oldu ve çoğu zaman savaş hakkında yapılmış en iyi filmler arasında gösterildi. Cephe gerisindeki subayların terfi edebilmek için,binlerce askeri acımasızca ölüme göndermesini,Kubrick ustaca gözler önüne serdi.Özellikle askerlik sistemini sert bir şekilde sorgulayan film,Fransa'da yasaklandı ve 1970'lere kadar gösterilemedi.(Tahmin edileceği gibi film,Türkiye'de de yasaklandı ve ülkeye bile sokulmadı.)Bundan sonraki birkaç yılı yaptığı projeleri hayata geçirmek için uğraşmakla geçti.1959 yılında Spartacus filminin çekimleri sırasında setten kovulan yönetmen yerine,filmde hem yapımcı hemde başrol oyuncusu olan Kirk Douglas’ın isteği üzerine yönetmen olarak işe alındı.Bu filmden sonra tüm dünya yavaş yavaş ismini duymaya başlamıştı.Film Akademi Ödülleri’nde büyük başarılara imza attı.Ama o bu filmin başarısız bir eser olduğunu düşünmeye devam ediyordu.Soğuk Savaş yıllarından oldukça etkilendi ve Red Alert romanından Dr. Stranglove adlı bir senaryoyu uyarladı. Film gösterildiğinde büyük bir hit oldu ve senaryo, yönetmen ve yapımcı dallarında Oscar'a aday gösterildi.
Birçok gerekçesiyle Hollywood’a dargın olan yönetmen Lolita’nın çekimlerini İngiltere’de gerçekleştirdi.Lolita’da da olduğu gibi hayatı boyunca birçok güzel film çekmesine rağmen eleştirmenlerden o kadar da olumlu eleştiriler alamadı.Hatta Stephan Spielberg The Shining filmini hiç beğenmedi ve misilleme olarak bir televizyon dizisi çekti.Ama şu da unutulmamalı ki, beni de sonunda duygulandıran Spielberg’in çektiği A.I.(Yapay Zeka)’yı bir zamanlar müthiş hayal gücüyle dahimiz tasarlamış ama onun hayal gücüne o zamanki teknoloji bile yetişememişti ve film askıya alınmıştı.Bırakalım eleştirmenlerden olumlu eleştiri almayı A Clockwork Orange,Full Methal jacket,2001 A Space Odyssey,Barry Lyndon gibi izleyicinin hayatında derin yer eden filmlerine rağmen otorite(!) tarafından ne en iyi yönetmen,ne de en iyi film-senaryo Oscar’ına hiçbir zaman layık görülmedi sadece layık gösterildi.Son filmi olan Eyes Wide Shut(Gözü Tamamen Kapalı)’dan sonra “Taçsız Kral”ımız Stanley Kubrick bir gece uykusunda kalp krizi geçirerek hayata gözlerini tamamen kapattı (7 Mart 1999).



Stanley Kubrick
Sinemaya yeni ve eşsiz boyutlar getiren bir usta. Filmlerinin her şeyi ile ilgilenen ve en iyisi olması için gerekirse filmini iki veya üç yılda çekmekten kaçınmayan bir mükemmeliyetçi. Her filminde özgün ve etkileyici olabilen bir sinema dehası. Kendi üslubunu oluşturmuş,hiçbir kategoriye dahil edilemeyen bir üstad.Sinemada sınırları zorlayan sakallı,kel ve tombul amca bir film tutkunu olan benim üzerimde derin etkiler bırakmıştır.Öğrenmeye bu kadar aç olan bir insanın bu başarıları yakalaması tesadüf değil.Şöyle diyor “Birçok insanın normal görünmek için gerçek olmayan bir dizi pozlar verdiği, bir tür gri hiçliği kabul ettiği bu dünyada, suçlu ve asker en azından bir şeye karşı ya da bir şeye taraf olma meziyetini gösteriyor. Kimin daha fazla fesatla uğraştığını söylemek zor -suçlu, asker, veya biz. ”.Bir tarafta olmanın önemi, dünyada ne olduğunu bilmeden nereye varacağını bilmeden yaşamak… Hayatta iyi veya kötü ama bir taraf tutulması gerektiğine inandı.Bu şuna benziyor; Öğretmen öğrencisine soruyor -Siyasetle ilgileniyor musun? Öğrenci –Hayır! .Çünkü kötü bir şey olduğuna inanıyor ve tarafsız kalıyor.Öğretmen ise şu sözlerle devam ediyor –Hayattaki en kötü siyaset, siyaset yapmamaktır. İzlemek, izlenmek ve izletmek.İşte yaşamınız içerisinde bunlardan birisini seçiyorsunuz, hangisi olmak istediğinizi siz seçin.Kubrick’in satranç,jazz ve fotoğrafa olan hayranlığı filmlerinde tam anlamıyla görülmektedir.Filmlerinde kullandığı tekniklerde bu üç tutkunun çok büyük rol oynadığı düşünülür.Kubrick entelektüelliğiyle de tanınır ve müthiş kültürel birikimini filmlerine mutlaka aktarırdı.Bu yüzden olgunluk döneminde çektiği filmler yanıtlarından daha çok soruyu arkasında bırakır.Film ruhsal durumların ve duyguların birbiri ardına ilerlemesi olmalıdır. Duygunun gerisinde yatan konu,anlam, hepsi sonradan gelir.Sanatçının baskı altında sanatını yapamayacağına ama izleyicinin her koşulda o filmi izleyebileceğini düşünürdü.Eğer sanatçı uyuşturucu kullanırsa sanatını yansıtamaz ama uyuşturucu kullanan bir izleyici o filmi her türlü izler.Uyuşturucuya olan karşıtlığı,kullananların gerçekten ilginç ve insanı harekete geçiren şeylerle, uyuşturucunun sebep olduğu evrensel mutluluk arasındaki farkı ayırt edemeyecek kadar aciz olmasıdır. Tamamen yeteneklerini kaybetmiş ve hayatın insanı en çok mutlu eden yanlarıyla bağlarını kesmiş gibi görünüyorlar.Belki de her şey güzel olduğunda, hiçbir şey güzel değildir.Uyuşturucuya A Clockwork Orange filminde çok güzel bir şekilde değindi.1971 yılında çektiği bu filmde çeteleri,vahşeti ve vurdumduymazlığı etkileyici bir şekilde işlemiştir.Her devlet ve toplum iğnelendiğinde, gelecek işaret edildiğinde olduğu gibi film birçok ülkede yasaklandı(şaşırmayın (: ). Bu film, Amerika'da ilk gösterime girdiğinde filmleri şiddet ve seks oranına göre düzenleyen rating sisteminde en son derece olan X ratingi aldı.Bir gün bir sinemacı büyüğümle bu filmi konuşurken bana şöyle dedi –İşte… işte bu film Amerika’nın çöküşünü anlatıyor.Bu ve bunun yanında Fight Club,Transpotting gibi filmler.Kendimle düşündüğümde gerçekten söylediği gibiydi.Bu filmler ne kadar Amerika’da yaşayan gençlere eğlence gibi gelse de aslında onların içinde bulunduğu yaşamı ve gelecekte başlarına gelecekleri anlatıyordu.
İlk filmini çekmek için satın aldığı kamerayı kullanmasını, satın aldığı adamdan öğrenen ve kendini bir çığ gibi geliştiren Stanley Kubrik’i anlatmaya çalıştım.
Hep bir tarafta olmanız,her zaman her şeyinizin güzel olmaması dileğiyle..





Kubrick'i Kubrick yapan 10 Film:

Hollywood'un en saygıdeğer yönetmeni olmasının sebepleri olduğu gibi, efsanevi yönetmen Stanley Kubrick'i hatırlamanın da birçok yolu var.Kubrick'le birlikte çalışmış bir film yapımcısı "Los Angeles'ta Kubrick'in ismini ağzınıza aldığınızda, bu sanki İsa hakkında konuşuyormuşsunuz gibidir" diyor.
Peki Kubrick bu sıradışı şöhreti ve saygınlığı nasıl elde etti? İşte Kubrick'le birlikte ölümsüzleşen 10 Kubrick Klasiği.

1. The Killing (1956)
2. Paths of Glory (1957).
3. Spartacus (1960)
4. Lolita (1962)
5. Dr. Strangelove (1964)
6. 2001: A Space Odyssey (1968)
7. A Clockwork Orange (1971)
9. The Shining (1980)
10. Full Metal Jacket (1987)

OriginaL


Biri 'Bilimkurgu' mu dedi?

İşte

Steven Spielberg;

Hollywood tarihinin ticari anlamda belki de en başarılı isimlerinden biri olan Steven Spielberg, 18 Aralık 1947’de Cincinnati, Ohio’da, elektrik mühendisi bir baba ile piyanist bir annenin oğlu olarak dünyaya geldi. Ömrünün tamamına yakınını sinema ile iç içe geçiren Spielberg, ilk kısa filmlerini henüz küçük bir çocukken çekti.

12 yaşında senaryolu ilk amatör filmini çeken küçük yönetmen, bir yıl sonra çektiği 40 dakikalık savaş filmi “ Escape to Nowhere ” ile bir ödül bile kazandı. 16 yaşında 140 dakikalık bir bilim-kurgu olan “ Firelight ” üzerinde uzun süre çalıştı ve filmin yaşadığı yöredeki bir sinema salonunda gösterilmesini sağladı.

Ardından sinema okumak üzere California State University’ye giden Spielberg, 1969 yapımı “ Amblin’ ” isimli kısa filminin Atlanta Film Festivali’nde gösterilmesiyle dikkatleri üzerinde topladı. Film o kadar ilgi çekti ki, sonuçta henüz 20 yaşında mesleğe yeni adım atan bir isim olsa da, TV yönetmeni göreviyle Universal-MCA ile yedi yıllık bir kontrat imzaladı.

Televizyondaki ilk başarısını Rod Sterling’in “ Night Gallery ”sinde Joan Crawford’un yönetmenliğini yaparak elde eden etti. 1971 yılında yönetmenliğini üstlendiği ve Dennis Weaver’ın rol aldığı “ Duel ” televizyon için yapılan en iyi filmlerden biri olarak kabul edildi. Daha sonra Avrupa genelinde de gösterilen film, önemli gişe başarısı elde etti.

Spielberg’in ilk önemli filmi 1974 yılında çektiği “ The Sugarland Express ” idi. Bu film sayesinde, sinema kariyerinde önemli yer tutacak “ Jaws ” filmini yönetme şansı bulacaktı. Peter Benchley’in öyküsünden beyaz perdeye uyarlanan ve televizyonlarımızda defalarca gösterilmiş olan “ Jaws ”, büyük beyaz bir köpek balığının İngiltere sahillerinde estirdiği terörü konu almaktaydı. Film, 1975 yılının en başarılı filmleri arasına girerken, yönetmenin de sinema dünyasındaki yerini sağlamlaştırıyordu.

Spielberg’in bir sonraki çalışması olan bilim kurgu filmi “ Close Encounters of the Third Kind ” yönetmene, Oscarlarda “ En İyi Yönetmen ” dalında adaylık getirmekle kalmayıp, aynı zamanda onun sinema dilinin de habercisi olacaktı.

Filmdeki tarzını “ 1941 ”de de sürdüren yönetmen, yazık ki bu filmi ile izleyenleri hüsrana uğrattı. Yine de, kendini toparlaması uzun sürmedi. George Lucas ile bir araya gelen Spielberg, “ Raiders of the Lost Ark ” ile yeniden sinemaseverlerin beğenisini toplamayı başardı. Film, 1980’li yılların en popüler filmleri arasına girdi ve sonradan televizyon için devam bölümleri çekildi.

Spielberg’i yüzyılın en popüler sinemacıları arasına dahil eden film, bir oğlan çocuğunun bir uzaylıyla dostluğunu anlatan 1982 yapımı “ E.T. the Extra Terrestrial ” oldu. “ E.T. ” bütün zamanların ticari anlamda en başarılı filmlerinden biri olmakta gecikmedi.

1984 yılında “ Raiders of the Lost Dark ”ın devamı olarak çekilen “ Indiana Jones and the Temple of Doom ”un ardından yönetmen, Alice Walker’ın, büyük buhran yıllarında bir grup Afro-Amerikalı kadının yaşamlarını ve mücadelelerini konu alan sevilen romanından uyarladığı “ The Color Purple ”a imza attı.

“ The Color Purple ” sadece box-office listelerini altüst etmekle kalmadı, aynı zamanda 11 dalda Oscar’a aday gösterildi. Ne var ki, yönetmenin sinema endüstrisindeki hızlı yükselişine bir tepki olsa gerek, film hiçbir dalda ödüle layık görülmedi.

1987 yılında J. G. Ballard’ın romanından sinemaya uyarladığı “ Empire of the Sun ” adlı çalışması yönetmenin sinema kariyerindeki nadir gişe hüsranlarından biri oldu. “ A Guy Named Joe ”nun yeni bir versiyonu olan “ Always ”in kaderi de benzer olsa da, yönetmen 1989 yapımı “ Indiana Jones and the Last Crusade ” ile başarısıyı tekrar yakalayacaktı.

1991 yapımı “ Hook ” ile bir kez daha olumsuz eleştirilerin hedefi olan Spielberg, 1993’te yine hızlı bir atak yaparak “ Jurassic Park ”ı hayata geçirdi. Tüm zamanların en çok tanıtımı yapılan filmlerinden biri olan “ Jurassic Park ”, dünya çapında önemli başarı sağladı.

Aynı yıl, Yahudi soykırımı yıllarında geçen “ Schindler’s List ” gösterime girdi. Bu film de, pek çok dalda Oscar’a aday gösterildi ve bu kez sadece aday gösterilmekle kalmayıp, “ En İyi Film ” ve “ En İyi Yönetmen ” ödülleri de dahil olmak üzere tam yedi Oscar ödülünün sahibi oldu.

Hollywood’un temel taşlarından biri haline gelen Spielberg ve şirketi Amblin Entertainment, daha pek çok başarılı yapıma imza attı. Bunlar arasında “ 1985 yapımı “ Back to the Future ”, 1988’in akıllarda yer eden filmi “ Who Framed Roger Rabbit ” gibi filmler yer almaktaydı.

Yönetmen 1990’lı yılların ortalarında çoğunlukla perde arkasında kalmayı tercih etti ve “ Twister ” ( 1996 ), “ Men in Black ” ( 1997 ), “ Deep Impact ” ( 1998 ) ve “ The Mask of Zorro ” ( 1998 ) filmlerinin yapımcılıklarını üstlendi. 1997 yapımı “ The Lost World ” ile yeniden yönetmen koltuğuna oturan Spielberg, “ Jurassic Park ”ın devamı olan bu filmle yine adından çokça söz ettirdi.

Aynı yıl, hem yönetmenliğini, hem de yapımcılığını üstlendiği “ Amistad ” ile Oscar’a ve Altın Küre’ye pek çok dalda aday gösterilen Spielberg, bu dalların hiçbirinde ödül alamamaktan ötürü biraz hayal kırıklığına uğradıysa da, ertesi yıl gösterime giren filmi “ Saving Private Ryan ” uluslararası alanda beğeni toplamasının yanı sıra, 11 dalda Oscar adayı oldu.

Film, “ En İyi Yönetmen ”, “ En İyi Görüntü Yönetimi ” ( Janusz Kaminski ) ve “ En İyi Kurgu ” ( Michael Kann ) dallarında birinciliği yakalarken, “ En İyi Film ” ödülünü, “ Shakespeare in Love ” filmine kaptırdı. “ Saving Private Ryan ” aynı zamanda “ En İyi Film ” ve “ En İyi Yönetmen ” dalında Altın Küre ödülünün de sahibi oldu.

1990’ların sonlarında da pek çok filmin yapımcılığını üstlenen Spielberg, kısa bir belgesel olan “ Unfinished Journey ” ile yönetmenliğe de ara vermeyeceğini işaret ediyordu. Usta, 2001 yılında, Stanley Kubrick’in hayali olan “ A.I. Artificial Intelligence ” isimli filmi hayata geçirdi.

Gösterime girdiği haftalarda box-office listelerinin baş sıralarından inmeyen “ A.I. ”, Kubrick’in 20 yıllık bir projesiydi. Düşünce teknolojisinin geleceğini temsil eden bir karakter üzerinde yoğunlaşan film, robotlar, makinalar ve insanlar arasında geçen bir bilim-kurgu filmi.

Spielberg’in halen üzerinde çalıştığı ve önümüzdeki yıllarda gösterime girecek filmleri arasında, “ Minority Report ” ( 2002), Catch Me if You Can ” ( 2002 ) ve “ Memoirs of a Geisha ” ( 2003 ) yer alıyor.



Meraklısına...
•USC sinema okuluna iki kere başvurdu ancak ikisinde de kabul edilmedi. Bunun üzerine Kaliforniya Üniversitesi'ne girdi
•Eğlence dünyasına girmek için üniversiteden ayrıldı
•Filmlerinde baba karakterlerini genellikle sorumsuz, ilgisiz olarak tasvir eder, örneğin, "E.T. the Extra- Terrestrial " (1982) filmi
•Filmlerlerinde genellikle çocuların bazı tehlikelerle karşı karşıya oldukları gösterir. Örneğin, The Color Purple (1985), Empire of the Sun (1987), Saving Private Ryan (1998) filmleri
•Devamlı II. Dünya Savaşını referans verir
•Önemli görüntü veya karakterleri genellikle arabanın dikiz aynasından gösterir. Örneğin, E.T. the Extra-Terrestrial (1982), Jurassic Park (1993), Schindler's List (1993), Artificial Intelligence: AI (2001) filmleri
•Hollywood'un en zengin iki kişisinden biri
•Entertainment Weekly'de "Eğlence dünyasındaki en güçlü kişi" seçildi (1997)
• DreamWorks SKG film şirketinin sahiplerinden biri
•Drew Barrymore'un vaftiz babası
•2001 ve 2002 yılında Forbes'in "Amerika'daki En Zengin 400 Kişi" listesine girdi.
•27 Mayıs 2002'de Spielberg'e Yale Üniversitesi tarafından fahri doktora unvanı verildi.
•1994, 1995 ve 2003 yıllarında Premiere'in "Hollywood Power Listesi"nde birinci seçilmişti.





ÖDÜLLER / AWARDS


1998: OSCAR: En İyi Yönetmen, Er Ryan'ı Kurtarmak
1993: OSCAR: En İyi Film, Schindler'in Listesi
1993: OSCAR: En İyi Yönetmen, Schindler'in Listesi
1999: NAACP Vanguard Ödülü
1999: Daytime Emmy: Outstanding Special Class/Animated Program, Steven Spielberg Presents Pinky and the Brain;
1999: U.S. Navy: Distinguished Public Service Ödülü, Saving Private Ryan
1999: Daytime Emmy: Outstanding Special Class/Animated Program, Steven Spielberg Presents Pinky and the Brain;
1998: Nastri d'Argento: En İyi Yabancı Yönetmen, Saving Private Ryan
1998: Directors Guild of America: Outstanding Directorial Achievement in a Feature Film, Er Ryan'ı Kurtarmak
1998: Producers Guild of America: Darryl F. Zanuck Ödülü: Theatrical Motion Film, Er Ryan'ı Kurtarmak
1998: Chicago Film Eleştirmenleri: En İyi Film, Er Ryan'ı Kurtarmak
1998: Golden Globe: En İyi Yönetmen, Er Ryan'ı Kurtarmak
1998: Golden Globe: En İyi Film (drama), Er Ryan'ı Kurtarmak;
1998: Dallas-Fort Worth Film Eleştirmenleri Derneği: En İyi Yönetmen, Er Ryan'ı Kurtarmak
1998: Dallas-Fort Worth Film Eleştirmenleri Derneği: En İyi Film, Er Ryan'ı Kurtarmak
1998: Producers Guild of America: Milestone Ödülü
1998: Online Film Eleştirmenleri Derneği: En İyi Yönetmen, Er Ryan'ı Kurtarmak
1998: Online Film Eleştirmenleri Derneği: En İyi Film, Er Ryan'ı Kurtarmak
1998: Broadcast Film Eleştirmenleri Derneği: En İyi Yönetmen, Er Ryan'ı Kurtarmak
1998: New York Film Eleştirmenleri Circle: En İyi Film, Er Ryan'ı Kurtarmak
1998: Los Angeles Film Eleştirmenleri Derneği: En İyi Yönetmen, Er Ryan'ı Kurtarmak
1998: Los Angeles Film Eleştirmenleri Derneği: En İyi Film, Er Ryan'ı Kurtarmak
1997: Producers Guild of America: Kodak Vision Ödülü: Theatrical, Amistad
1997: Daytime Emmy: Outstanding Children's Animated Program, Steven Spielberg Presents Animaniacs
1997: Daytime Emmy: Outstanding Special Class/Animated Program, Steven Spielberg Presents Freakazoid!
1996: Emmy: Outstanding Animated Program, Steven Spielberg Presents A Pinky & The Brain Christmas Special
1996: Daytime Emmy: Outstanding Animated Children's Program, Animaniacs;
1995: Honorary Cesar
1995: Artists Rights Foundation: John Huston Ödülü
1995: American Film Institute: Yaşamboyu Başarı Ödülü; youngest recipient
1994: American Derneği of Cinematographers: Board of Governors Ödülü
1993: BAFTA: En İyi Yönetmen, Schindler'in Listesi
1993: BAFTA: En İyi Film, Schindler'in Listesi
1993: Golden Globe: En İyi Yönetmen, Schindler'in Listesi
1993: Directors Guild of America: En İyi Motion Film Yönetmeni, Schindler'in Listesi
1993: Golden Globe: En İyi Film (Drama), Schindler'in Listesi
1993: National Film Eleştirmenleri Derneği : En İyi Film, Schindler'in Listesi
1993: National Film Eleştirmenleri Derneği : En İyi Yönetmen, Schindler'in Listesi
1993: New York Film Eleştirmenleri Circle: En İyi Film, Schindler'in Listesi
1993: Los Angeles Film Eleştirmenleri Derneği: En İyi Film, Schindler'in Listesi
1993: National Board of Review: En İyi Film, Schindler'in Listesi
1993: Peabody Ödülü, Steven Spielberg Presents Animaniacs
1993: Venice Film Festival: Golden Lion Career Achievement Ödülü
1993: Daytime Emmy: Outstanding Animated Program, Steven Spielberg Presents Tiny Toon Adventures
1991: Daytime Emmy: Outstanding Animated Program, Steven Spielberg Presents Tiny Toon Adventures
1988: National Board of Review: En İyi Yönetmen, Güneş İmparatorluğu
1987: AMPAS: Irving G. Thalberg Memorial Ödülü for Career Achievement
1987: Eastman Kodak: Second Century Ödülü
1985: Directors Guild of America: Theatrical Direction, The Color Purple
1982: Los Angeles Film Eleştirmenleri Derneği: En İyi Yönetmen, E.T.
1982: Los Angeles Film Eleştirmenleri Derneği: En İyi Film, E.T.
1982: National Derneği of Film Eleştirmenleri: En İyi Yönetmen, E.
T.



FİLMOGRAFİ / FILMOGRAPHY




YÖNETMEN / DIRECTOR


2002: Catch Me If You Can / Sıkıysa Yakala
2002: Minority Report / Azınlık Raporu
2001: A.I. / Yapay Zeka
1999: The Unfinished Journey / Bitmemiş Yolculuk
1998: Saving Private Ryan / Er Ryan'ı Kurtarmak
1997: Amistad
1997: The Lost World: Jurassic Park 2
1993: Schindler's List / Schindler'in Listesi
1993: Jurassic Park
1991: Hook / Kanca
1989: Always / Daima
1989: Indiana Jones and the Last Crusade
1987: Empire of the Sun / Güneş İmparatorluğu
1985: The Color Purple
1984: Indiana Jones and the Temple of Doom
1983: Twilight Zone: The Movie
1982: E.T. the Extra-Terrestrial
1982: Poltergeist
1981: Raiders of the Lost Ark / Kamçılı Adam
1979: 1941
1977: Close Encounters of the Third Kind / Üçüncü Türden Yakınlaşmalar
1975: Jaws
1974: The Sugarland Express
1968: Amblin
1967: Slipstream
1964: Firelight
1961: Battle Squad
1961: Escape to Nowhere
1959: The Last Gun



YAPIMCI / PRODUCER


2001: Indy 4
2000: Jurassic Park 3
1999: Memoirs of Giesha
1998: Saving Private Ryan / Er Ryan'ı Kurtarmak
1998: The Mask of Zorro Amblin
1998: Deep Impact / Derin Darbe
1997: Amistad
1997: Men in Black / Siyah Giyen Adamlar
1997: The Lost World: Jurassic Park 2
1996: Twister
1995: Casper
1993: Schindler's List / Schindler'in Listesi
1993: Jurassic Park
1991: An American Tail: Fievel Goes West
1991: Hook / Kanca
1991: Cape Fear / Korku Burnu
1990: Joe Versus the Volcano
1990: Arachnaphobia
1990: Gremlins 2: The New Batch
1990: Back to the Future III / Geleceğe Dönüş 3
1989: Back to the Future II / Geleceğe Dönüş 2
1989: Indiana Jones & the Last Crusade
1989: Always / Daima
1989: Dad Exec
1989: Who Framed Roger Rabbitt?
1987: The Land Before Time
1987: Empire of the Sun / Güneş İmparatorluğu
1987: Innerspace Exec.
1987: Harry & the Hendersons
1986: An American Tail
1985: The Money Pit
1985: The Color Purple
1985: Back to the Future / Geleceğe Dönüş
1985: Young Sherlock Homes
1985: Fandango
1985: The Goonies Exec.
1985: Gremlins / Gremlinler
1984: Indiana Jones & the Temple of Doom
1983: The Twilight Zone-The Movie
1982: E.T. The Extra-Terrestrial
1982: Poltergeist
1981: Raiders of the Lost Ark / Kamçılı Adam
1981: Continental Divide
1980: Used Cars Exec.
1980: Blues Brothers
1979: 1941
1978: I Wanna Hold Your Hand
1977: Close Encounters of the Third Kind / Üçüncü Türden Yakınlaşmalar
1975: Jaws
1974: The Sugarland Express
1971: Duel
1969: Night Gallery
OriginaL


Modası geçmiş konular,

Modası geçmiş teknikler,

Ve modası geçmiş oyuncular,

Quentin Tarantino;

bunları kendine has radikal üslubu ile harmanlayıp, ya çok sevdiğimiz ya da tamamıyla nefret ettiğimiz yapımlar haline getirirken, 90'lı yılların sinemasına kendi tarzını kabul ettirmeyi başardı. Amerikan sinemasının yeni Martin Scorsese olarak görülen yönetmen, 1992 yılında Sundance Film Festivali'nin açılış filmi olan " Reservoir Dogs " ( Rezervuar Köpekleri ) ile ilk çıkışını gerçekleştirdi.

Yönetmenliğinin yanı sıra senaryo yazarlığı, yapımcılık ve hatta oyunculuk da yapan Tarantino, elde ettiği bu ünü gençlik yıllarında video arşivi olan mağazalarda çalışmasına borçlu olduğunu belirtiyor. 16 yaşında okuldan ayrıldıktan sonra Carson'da sinema eğitimi gören yönetmen, Manhattan'daki video arşivlerinde çalışmaya başladı. Böylece sayısız yönetmenin yapımlarını görme fırsatı bulan Tarantino, filmlerden çeşitli notlar alarak kendi senaryolarını yazmaya başladı.

İlk olarak Cristian Slater ile Patricia Arquette'nin oynadığı " True Romance " adlı filmin senaryosunu yazan genç yönetmen, gerekli parasal kaynağı bulamadığı için senaryosunu satmak zorunda kaldı. Aynı şekilde yönetmenliğini Oliver Stone'un üstlendiği " Natural Born Killers "in ( Katil Doğanlar ) senaryosunu satan Tarantino, yeterli parayı topladıktan sonra " Resevoir Dogs "ı ( Rezervuar Köpekleri )çekti. Filmin başrolünde Harvey Keitel'ın oynayacak olması nedeniyle Live Entertainment'ın yapımcılığını üstlendiği ve Peckinpah'ın ünlü " Straw Dogs "ının çağrıştıran bu filmin ardından Elmore Leonard'ın " The Switch " adlı kitabından esinlenerek senaryosu yazılan " Pulp Fiction " gerçekleştirdi. Yedi dalda Oscar'a aday gösterilen ve yalnızca En İyi Özgün Senaryo Ödülü'nü kazanabilen film ayrıca yönetmene Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye'yi kazandırdı.

Bir zamanların star aktörü John Travolta'yı hayata dödüren film olarak anılan " Pulp Fiction "ın ardından sinemanın yapımcılık kısmına eğilen Tarantino, 1995 yapımı bir antoloji olan " Four Rooms "; senaryosunu kendi yazdığı ve George Clooney'nin rol aldığı " From Dusk Till Down " ile " Curdled " filmlerinin yapımını üstlendi.

Yönetmen, yapımcı ve senarist yönlerinin dışında kamera önüne de geçmeyi deneyen yönetmen, " Sleep With Me " ( 1994 ), " Somebody to Love " ( 1994 ) ve Robert Rodriguez'in Antonio Banderas'lı filmi " Desperado " ( 1995 )da rol aldı.

Son olarak başrollerinde Pam Grier, Samuel L.Jackson ile Robert De Niro' nun yer aldığı " Jackie Brown " filmini gerçekleştiren Tarantino, bu filmin senaryosunu da Elmore Leonard'ın Rum Punch adlı romanından uyarladı.

Bu zamana kadar " Red Rain ", " Dark Passion ", " Bandits ", " Freaky Deaky " ve " Teaxas Blood Money " gibi filmlerin yapımcılığını üstlenen yönetmen, son olarak bir diğer ünlü yönetmen James Woods için henüz ismi konulmamış bir senaryo yazdı.



Meraklısına


Başrol karakterleri özellikle Chevrolet and Cadillac olmak üzere genellikle General Motors araçları kullanırlar.
Her filmine azalarak tamamen kesilen ve sonra tekrar duyulmaya başlayan bir müzik sahnesi ekler:
Rezervuar Köpekleri (kulak sahnesi) - Mr. Blonde (Michael Madsen) arabasına yürür ve sonra tekrar içeri gelir;
Ucuz Roman (aksama sahnesi) - Butch Coolidge (Bruce Willis) yukarı doğru kaçar ve bir samuray kılıcıyla geri döner;
Jackie Brown (Beaumont Livingston'ın ölümü) - Beaumont Livingston (Chris Tucker) Ordell Robbie (Samuel L. Jackson) tarafından kullanılan bir aracın bagajındadır. Radyo çalarken araç uzaklaşır ve sonra U dönüşü yaparak kameraya doğru gelir.
Karakterleri sıklıkla kapı ağzında, kapıları açarken ve kaparken görüntüler. Filmlerinde şiddetin çoğu ve önemsiz karakter diyalogları daha çok sahne dışında gerçekleşir.
Filmlerinin çoğunda çanta ve valizler önemli rol oynar.
Hemen hemen tüm filmleri Los Angeles'ta geçer (Kill Bill istisnadır ama yine de Los Angeles'ta geçen kısa bir sahnesi vardır.).
Kült filmlere ve televizyon dizilerine atıfta bulunur ve müziklerini kullanır.
Dolaylı da olsa önceki filmleri ile sıklıkla bağlantılar kurar. Kevin Smith'in View Askewniverse'i gibi ama daha ince bir şekilde kendi evrenini yaratmış gibidir.
Buna örnek olarak Tarantino'nun şu açıklaması vardır: Ucuz Roman'daki John Travolta'nın canlandırdığı karakter ile Rezervuar Köpekleri'ndeki Michael Madsen'ın canlandırdığı karakter kardeştir. Soyadları Vega 'dır, isimleri (Vincent ve Vic) ve tipleri (koyu saçlı ve benzer giyimli) birbirine benzer.
Meksika açmazı ("Mexican standoff"): Filmlerinin çoğunda üç ya da daha fazla karakter aynı anda birbirlerine silah doğrultur.
Filmlerinde sıklıkla sıradışı bir öykü anlatım tarzı kullanır:
Rezervuar Köpekleri 'nde retrospektif (geriye dönük),
Ucuz Roman 'da doğrusal olmayan,
Kill Bill, Dört Oda (ve konuk yönetmenlik yaptığı aynı tarzı kullanan Sin City) "bölüm" formatında
Sıklıkla komedyenlere küçük roller verir:
Rezervuar Köpekleri 'nde DJ rolünde Steven Wright,
Ucuz Roman 'da kaza tanığı olarak Kathy Griffin,
Ucuz Roman 'da Raquel rolünde Julia Sweeney,
Ucuz Roman 'da Marvin rolünde Phil LaMarr,
Jackie Brown 'da Beaumont Livingston rolünde Chris Tucker.
Karakterler elleriyle bir şeyler yaparken çok yakın çekimle yapılan kesitler, Brian De Palma'nın tekniğini anımsatır. Bu sahneler çok sık taklit edilmektedir.
Sahne dışında birisi konuşurken uzun süre bir karakterin yüzünü yakın çekime almak: Bill konuşurken The Bride 'ın yüzü ve Marsellus konuşurken Butch'ın yüzü.

Trunk shot in Jackie Brown.Yaratıcısı olmasa da ün kazandırdığı trunk shot (bagaj çekimi). Daha önce Martin Scorsese'nin Goodfellas filminde görülen bu sahneyi Rezervuar Köpekleri, Ucuz Roman, Gün Batımından Şafağa, Jackie Brown ve Kill Bill 'de kullanmıştır.
Hemen hemen tüm filmlerinde karakterlerin takma adı vardır: Ucuz Roman 'da Honey Bunny ve Pumpkin, Rezervuar Köpekleri 'ndeki çete üyeleri ve Kill Bill 'de Bill'in ekibi.
Filmlerinde sıklıkla küçük bir rolde oynar:
Rezervuar Köpekleri 'nde Mr. Brown,
Ucuz Roman 'da Jimmie Dimmick,
Desperado 'da kamyonetteki adam,
Dört Oda 'da Chester Rush,
Gün Batımından Şafağa 'da Richard Gecko,
Jackie Brown 'da telefon kayıt makinesindeki ses,
Kill Bill 'de ölü bir Crazy 88 çete üyesi.
Sıklıkla bir karakteri bir şarkıya eşlik ederken gösterir:
Mr. Blonde, "Stuck in the Middle With You" — Stealers Wheel,
Butch, "Flowers on the Wall" — Statler Brothers,
Mia Wallace, "Girl, You'll Be A Woman Soon" — Urge Overkill,
Elle Driver, "Twisted Nerve" — Bernard Herrmann,
Jackie Brown, "Across 110th Street" — Bobby Womack)
Filmde karakterler banyoyu nadiren kullansa da Tarantino sıklıkla bir tuvalet sahnesi kullanır: Rezervuar Köpekleri 'nde Tim Roth, Ucuz Roman 'da John Travolta, True Romance 'da Christian Slater, Gün Batımından Şafağa 'da Juliette Lewis, Kill Bill Vol.1 'de Uma Thurman ve Kill Bill Vol.2 'de Daryl Hannah.
Kendisi de karışık etnik kökenden gelen Tarantino bazı fimlerinde çift etnik kökenden gelen karakterler kullanır:
Ucuz Roman 'da Jules Winfield (Samuel L. Jackson), yarı siyahi, yarı Samoalı Antwan "Tony Rocky Horror" Rockamora'dan sözeder,
Kill Bill Vol.1 'de O-Ren Ishii (Lucy Liu) yarı Japon yarı Çinli-Amerikalı, en yakın arkadaşı Sofie Fatale de (Julie Dreyfus) yarı Japon yarı Fransızdır.
True Romance 'daki Drexl (Gary Oldman) beyazdır ama siyah olduğunu düşünmekte ve annesinin Apaçi olduğunu iddia etmektedir.
Tarantino'nun yönettiği dört film ve senaryosunu yazıp yönetmediği üç filmin tamamı suç ve suçlular üzerinde dönmektedir.
Başlıca karakterlerin sigara içmesi Tarantino'nun filmlerinde oldukça sık tekrarlanan bir özelliktir, Kill Bill serisindeki The Bride buna oldukça önemli bir istisnadır.
Şu oyunculara filmlerinde sık sık yer vermiştir:
Tim Roth (Rezervuar Köpekleri, Ucuz Roman),
Harvey Keitel (Rezervuar Köpekleri, Ucuz Roman),
Uma Thurman (Pulp Fiction, Kill Bill),
Michael Madsen (Rezervuar Köpekleri, Kill Bill),
Steve Buscemi (Rezervuar Köpekleri, Ucuz Roman),
Samuel L. Jackson (Ucuz Roman, Jackie Brown, Kill Bill, True Romance).
Sıklıkla siyah takım elbiseli, beyaz gömlekli ve siyah kravatlı karakterlere yer verir:
Rezervuar Köpekleri 'ndeki hırsızlar,
Ucuz Roman 'daki John Travolta ve Samuel L. Jackson,
Gün Batımından Şafağa 'daki Gecko kardeşler,
Kill Bill Vol.1 'deki Crazy 88 çetesi.
Karakterlerin konularını ve motivasyonlarını geliştirmek için sıklıkla geçmişlerini de çeker.
Kill Bill: Vol.2 'de "The Bride", kovboy çizmesine sakladığı usturayla tabuttan çıkar (yakın mesafeden tabutu kıran bir yumruktan sonra), Rezervuar Köpekleri 'ndeki Mr. Blonde çizmesinin içinde kulak kesme sahnesinde kullandığı usturayı taşır.
Yönettiği her filmde en azından bir kez Wilhelm çığlığı ses efekti kullanılmıştır.




Filmografi


Yönetmen olarak

My Best Friend's Birthday (1987)
Rezervuar Köpekleri (Reservoir Dogs) (1992)
Ucuz Roman (Pulp Fiction) (1994)
ER (1995) 1. Sezon; 24. Bölüm: "Motherhood"
Dört Oda (Four Rooms) ("The Man from Hollywood" kısmı) (1995)
Jackie Brown (1997)
Kill Bill (Vol. 1 (2003) ve Vol. 2 (2004))
Sin City (2005) (Konuk yönetmen)
CSI: Crime Scene Investigation (2005) '"Grave Danger: Vols. I & II" (Konuk yönetmen)
Grind House ("Death Proof" kısmı) (2007)
Inglorious Bastards resmî dağıtım tarihi bildirilmedi, 2007'de dağıtılması olası.

Senarist/yazar olarak

My Best Friend's Birthday (1987)
Past Midnight (1992) (adı geçmiyor - yeniden yazım)
Rezervuar Köpekleri (Reservoir Dogs) (1992)
True Romance (1993)
Ucuz Roman (Pulp Fiction) (1994)
Katil Doğanlar (Natural Born Killers) (1994) (Öykü, orijinal taslağın yazarı)
It's Pat (1994) (adı geçmiyor - yeniden yazım)
Crimson Tide (1995) (adı geçmiyor - yeniden yazım)
Dört Oda (Four Rooms) ("The Man from Hollywood" kısmı) (1995)
Gün Batımından Şafağa (From Dusk Till Dawn) (1996)
Curdled (1996) (adı geçmiyor - Gecko kardeşler hakkındaki haber)
Jackie Brown (1997)
Spice World (1997)
Kill Bill (Vol. 1 (2003) ve Vol. 2 (2004))
CSI: Crime Scene Investigation (2005) '"Grave Danger: Vols. I & II" (Senaryo yazarı)
Hostel (2006) (adı geçmiyor - yeniden yazım)
Grind House ("Death Proof" kısmı) (2006)
Inglorious Bastards resmî dağıtım tarihi bildirilmedi, 2007'de dağıtılması olası.

Oyuncu olarak

Howard The Duck (1986)
My Best Friend's Birthday (1987) Clarence Pool
Rezervuar Köpekleri (Reservoir Dogs) (1992) Mr. Brown / Archibald Greene
Ucuz Roman (Pulp Fiction) (1994) Jimmie Dimmick
Sleep With Me (1994) Sid
Destiny Turns On the Radio (1995) Johnny Destiny
Dört Oda (Four Rooms) ("The Man from Hollywood" kısmı) Chester
Desperado (1995) Kamyonetteki adam
Gün Batımından Şafağa (From Dusk Till Dawn) (1996) Richard Gecko
Girl 6 (1996) Q.T
Jackie Brown (1997) Telefon kayıt makinesindeki ses
Little Nicky (2000) Deacon
Alias (TV Dizisi) (2001) McKenas Cole
BaadAsssss Cinema (2002) (belgesel)
Kill Bill (Vol. 1 (2003) Crazy 88 çete üyesi
Z Channel: A Magnificent Obsession (2004) (belgesel)
The Muppets' Wizard of Oz (2005)
Grind House (2007) Tecavüzcü

Yapımcı olarak

My Best Friend's Birthday (1987)
Past Midnight (1992)
Iron Monkey (1993) (2001 ABD dağıtımı)
Killing Zoe (1994)
Dört Oda (Four Rooms) (1995)
Gün Batımından Şafağa (From Dusk Till Dawn) (1996)
Curdled (1996)
God Said, 'Ha!' (1998)
From Dusk Till Dawn 2: Texas Blood Money (1999)
From Dusk Till Dawn 3: The Hangman's Daughter (2000)
Daltry Calhoun (2005)
Freedom's Fury (2005)
Hero (2002 Çin) (2004 ABD)
Hostel (2006)
Killshot (2006)
Grind House (2007)
Hell Ride (2006)
Hostel 2 (2007)
OriginaL


Yaşanmışlıkların insanı,

Mütevazi filmlerin adamı,

Emir Kusturica;


24 Kasım 1954 yılında Bosna-Hersek'in Saraybosna kentinde doğdu.
Sinema eğitimini Çekoslovakya'da Prag sinema okulunda FAMU tamamladı. 1973'ten başlayarak önce kısa filmler, sonra Saraybosna TV'si için televizyon filmleri çekti. İlk filmi olan 1981 yapımı Dolly Bell'i Hatırlıyor musun? ile büyük başarı elde etti. Venedik Film Festivali'nde En İyi İlk Film Altın Aslan'ını alan bu filmden sonra Kusturica'nın neredeyse her filmi bir ödül aldı. İkinci filmi olan Babam İş Gezisinde (1985) Cannes Şenliği'nde bir Altın Palmiye ile ödüllendirildi. Üçüncü filmi, 1989 yılında çevirdiği Çingeneler Zamanı ise Kusturica'nın uluslararası ününe ün kattı ve ona Cannes Şenliği en iyi yönetmen ödülünü kazandırdı.
Kusturica daha sonra, yanına değişmez görüntü yönetmeni Vilco Filac'ı ve bestecisi Goran Bregovic'i de alarak Amerika'ya gitti. Orada çektiği "Arizona Dream / Amerikan Rüyası" (1993), yönetmenin herhangi bir festivalden büyük ödülle dönemeyen ilk filmi olsa da, 1993 Berlin Film Festivali'nde Gümüş Ayı'yı ve Özel Jüri Ödülü'nü almayı başardı. Filmin uyandırdığı duygular, yine çoğunlukla hayranlık oldu. Bu çok özel film, çevrildiği ülke Amerika'da gösterime bile giremezken, Avrupa'da büyük ilgi gördü ve geniş bir seyirci kitlesine ulaşabildi.
1995 yapımı "Underground / Yeraltı", Cannes Şenliği'nde bir bomba gibi patladı ve Kusturica'ya ikinci Altın Palmiye'sini kazandırdı. 1998 yapımı "Black Cat White Cat / Kara Kedi Ak Kedi" ise aynı yıl Venedik Film Festivali'nde Gümüş Aslan'ı aldı.
Çağımızın en büyük görüntü yaratıcılarından biri, hatta kendi kuşağı içinde birincisi olan Kusturica, sinemasal görüntü denen ve artık en iyi, en etkili örneklerinin geçmişte kaldığı düşünülen bir alanda, son derece zengin ve etkileyici bir görsellik yaratarak büyük başarı kazandı. Genellikle çingenelerin yaşamını konu alan filmlerinde hiçbir oyunculuk deneyimi olmayan çingenelere önemli roller vermesiyle de ilgi çekti. Onların renkli yaşamını ve özgürlüğünü filmlerine büyük bir başarıyla, bazen traji-komik olaylarla yansıttı. 1988 yılında Columbia Üniversitesi'nde yönetmenlik dersleri vermeye başlayan Kusturica, bir süre "Zabranjeno Pusenje" ya da diğer adıyla "Emir Kusturica & No Smoking Orchestra" adlı grupta bas gitar çaldı. 2001 yılında çektiği "Super 8 Stories / Süper 8 Öyküleri" adlı belgesel film, bu orkestrayı konu alıyordu.
Kusturica, yalnızca filmleriyle değil ilginç eylemleriyle de gündeme geldi. Ünlü yönetmen, 1993 yılında Sırbistan'ın aşırı milliyetçi lideri Vojislav Seselj'i düelloya davet etti - Belgrad'ın merkezinde, güneşin tam tepede olduğu saatte, Seselj'in seçtiği bir silahla. Seselj, Kusturica'nın bu davetini "bir sanatçının ölümüne neden olmakla suçlanmak istemediği için" reddetti. Kusturica, 1995 yılında da Belgrad Uluslararası Film Festivali'nde Yeni Sırbistan Hakları Hareketinin lideri Nebojsa Pajkic'i yumruklayarak yere devirdi.
Film çalışmalarına halen devam eden Kusturica, 2002 yılında bitmesi planlanan "The Nose / Burun" adlı yeni bir çingene filmi üzerinde çalışıtı.24 Kasım 1954, Saraybosna, Bosna Hersek
2001'de belgesel film yapmaya başladı. 1986’dan beri gitar çaldığı çingene tekno-rock grubu 'No Smoking' orkestrasının turlarında yaşadıklarını anlattığı Super 8 Stories / Süper 8 Hikayeleri ile Chicago Uluslararası Film Festivali'nde 'En İyi Belgesel Film' dalında 'Gümüş Plaket' kazandı.



Filmografi

Dolly Bell'i Hatırlıyor musun?, 1981
Babam İş Gezisinde, 1985
Çingeneler Zamanı, 1989
Amerikan Rüyası, 1993
Yeraltı 1995
Kara Kedi Ak Kedi, 1998
Süper 8 Öyküleri, 2001
Hayat bir Mucizedir, 2004




Başarıları


Kusturica hala faal, yaratıcı ve başarılı Avrupalı sinemacılardan biri. Başlangıç filmi “Dolly Bell’i Hatırlıyor Musunuz?”la 1981’de Venedik’te en iyi film dalında Altın Aslan kazanmasından bu yana Emir’in büyük film festivallerinde ödül kazanma konusunda kusursuz bir devamlılığı var. “Babam iş gezisindeydi” filmi 1985’te Cannes’da Altın Palmiye kazandı. “Çingeneler zamanı” aynı festivalde 1988’de en iyi yönetmen ödülünü aldı. Berlin’de 1993’te “Arizona Rüyası” ile koleksiyonuna Gümüş Ayı’yı ekledi. 1995’te “Underground” ile Cannes’da ikinci Altın Palmiyesini kazandı. Emir sonra 1998’de “Kara Kedi, Beyaz Kedi”yi Venediğe götürdü ve Gümüş Aslan ile döndü. 2001de belgesel film yapmaya başladığında 1986’dan beri Emir’in gitar çaldığı çingene tekno-rock grubu No Smoking orkestranın turlarda yaşadıklarını anlattığı “Süper 8 Hikayeleri” ile Chicago uluslararası film festivalinde en iyi belgesel film dalında gümüş plaket kazandı
.
OriginaL


Yüzüklerin efendisi,

King Kong'un yeni babası

Peter Jackson;

1961 yılında Yeni Zelanda’nın küçük bir sahil kasabasında dünyaya gelen Peter Jackson’ın eline kamerayı alıp çekim yapmaya başlaması çocukluk yıllarına denk düşer. Henüz 8 yaşındayken, ailesinin satın aldığı kameraya el koyarak arkadaşlarıyla birlikte ilk filmlerini çekmeye başlamıştı.

Çoğunluğunu kısa filmlerin oluşturduğu bu ilk çalışmalar Jackson’u ileride ünlü edecek tarzı hakkında ipuçları sunmaktaydı: Çok ucuza mal edilmiş etkileyici özel efektler. Örneğin ilk gençlik yıllarında yaptığı “ World War Two ”da, üzerine delikler açtığı selüloza gerçek bir tabanca görüntüsü vermişti.

Jackson film çekme konusundaki ilk ciddi adımını, amatör filmleri ve çocuk filmlerini teşvik etmek amacıyla düzenlenen yerel bir yarışmaya katılarak yaptı. Bu filmde de Ray Harryhausen stilindeki bir şehri yerle eden canavarı kendi imkanlarıyla yaramıştı. Ne yazık ki, yarışmada başarılı olamadı.

22 yaşına geldiğinde, yaşamını değiştirecek bir film serüveninin içinde buldu kendisini. “ Bad Taste ” ( 1987 ) isimli bu film de, Jackson’un diğer filmleri gibi amatör ruhla çekilmiş düşük bütçeli bir filmdi. Jackson’un arkadaşları ve yöreden insanların rol aldığı filmin hemen herşeyini Jackson kendisi üstlenmişti: Filmin hem yönetmenliğini, hem de yapımcılığını üstlenmiş, ayrıca birkaç karakteri de kendisi canlandırmıştı.

Çekimlerin hepsi 250 dolarlık elden düşme bir el kamerasında gerçekleştirildi. Filmi tamamlamak, Jackson ve arkadaşlarının tam dört yılını aldı. Arkadaşlar arasında bir şakayla başlayan film, ileride bir kült-klasiği haline gelecekti.

Jackson’un film endüstrisinde çalışan bir arkadaşı, filmin ticari boyutuna dikkat çekerek onun Cannes Film Festivali’nde gösterilmesi için Jackson’u ikna etti. Film Cannes’da pek çok olumlu eleştiri ve birkaç da ödül aldı. Kısa zamanda da, tuhaf mizah anlayışı ve özel efektleriyle bir hit haline geldi.

“ Bad Taste ”in sağladığı başarı, Peter Jackson’un sinema dünyasında tanınmasını sağlayarak yolunu açtı. Daha önce yerel bir fotoğrafçı dükkanında çalışan Jackson, bu işini bırakarak kendini tamamıyla sinemaya verdi.

1989 yılında komedi/müzikal türünde bir çalışma olan “ Meet the Feebles ”a imza attıktan sonra, 1992 yılında çektiği ilk profesyonel filmi “ Braindead ” ile korku filmleri alanına adım attı.

1994 yılında “ Jack Brown Genious ”un senaryosunu Tony Hills ile birlikte yazan yönetmen, aynı yıl, bir ulusu dehşete düşüren bir cinayeti konu alan “ Heavenly Creatures ” filmini hem senaristliğini hem de yönetmenliğini üstlendi.

1996’da Costa Botes ile birlikte yazıp yönettikleri komedi filmi “ Forgotten Silver ”ın yanı sıra, Michael J. Fox’un başrolde yer aldığı korku/komedi filmi “ The Frighteners ”a da imza attı.

Yönetmen, bu filmlerin ardından uzunca bir süre sessiz kaldı. Bu sessizliğin ardında çok kapsamlı bir çalışma vardı. Tolkien’in dünyaca ünlü romanı “ Yüzüklerin Efendisi ”nin beyaz perdeye aktarılması görevini üstlenen Jackson, üçlemenin ilk filmi “ Yüzük Kardeşliği ”nde sadece yönetmen olarak yer alırken, ikinci ve üçüncü filmin senaryo yazımında da rol aldı. Üç bölümü aynı anda çekilen filmin ilk bölümü, 2001 yılının sonunda, ikincisi 2002, üçüncüsü de 2003 yılı sonunda gösterime girecek.



Meraklısına...


Bir röportajda; "Bir film yapımcısı olarak isteyeceğiniz 'Filminize bayıldım' sözlerini duymaktan fazlası değildir" demişti.
17 Yaşında okulu bıraktı ve Wellington gazetesinde çalışmaya başladı
Çoğunlukla kısa pantolon giyer, hava dondurucu derecede soğuk olsa bile
Senaryoları her zaman eşi Frances Walsh ile birlikte yazar
Filmlerini genellikle Yeni Zellanda'daki Wellington'da çeker
Wellington'da kendine ait iki evi var
Birinci Dünya Savaşına katılan uçakların modellerini biriktiriyor
Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring (2001) filminin çekimleri sırasında aynı ayakkabıları ve sadece 2 tişörtü giymişti
60'ların müziklerinden hoşlanıyor, örneğin Beatles
1998'de Yeni Zellanda'da faaliyette bulunan National Film Unit film şirketini satın aldı
Premiere'in 2003 yıllık Power 100 Listesinde 20. oldu, 2002'de 41. idi
Annesi ve Babasını "The Lord of the Rings" serisi çekilirken kaybetti




KAZANDIĞI ÖDÜLLER


2001: National Board of Review: Özel Başarı Ödülü, The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring
2002: BAFTA: En İyi Film, The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring
2003: Oscar: En İyi Yönetmen, The Lord of The Ring: The Return of The King
2003: Oscar: En İyi Uyarlama Senaryo, The Lord of The Ring: The Return of The King; ödülü paylaştı



FİLMOGRAFİ


King Kong (2005)
The Lord of the Rings: Return of the King (2003)
Lord of The Rings: Two Towers (2002)
The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring (2001)
Forgotten Silver (1998)
The Frighteners (1996)
Os EspíRitos (1996)
Forgotten Silver (1995)
Heavenly Creatures (1994)
Dead Alive (1993)
Meet the Feebles (1990)
Bad Taste (1988)
OriginaL


Johny Deep düşkünü,

Çizgifilm saplantılı,

Timothy William Burton;

25 Ağustos 1958 tarihinde doğmuş Amerikalı bir yönetmendir.

Sıradışı ve tuhaf tarzı ile bilinen Tim Burton'un özellikle stop-motion animasyon tekniği ile çekilen filmlerinde karakterlerinin abartılı olmalarına rağmen insani değerlerini kaybetmemeleri dikkat çekmektedir. Sıradışı olan filmlerinde Gotik betimlemeler kullanır.

1989'da aktris Lena Giekese ile evlenmiştir. Batman Returns'ün ardından eşinden ayrılan Tim Burton, Lisa Marie ile 1992-2001 arasında nişanlı kalmıştır. 2001'den beri Helena Bonham Carter ile nişanlı olan yönetmenin bu birliktelikten 2003 yılında Billy-Ray Burton adlı bir oğlu olmuştur.

Washington Irving'in " The Legend of Sleepy Hollow " adlı klasik korku romanından esinlenilerek sinemaya uyarlanan ve başrollerinde Johnny Depp , Christina Ricci ve Miranda Richardson'un yer aldığı " Sleepy Hollow " ( Hayalet Süvari ) ile karşımıza gelen Tim Burton, fantastik-korku türünün klasiklerine girmeye aday bir film yapmışa benziyor.

50'li ve 60'lı yılların korku filmlerinin çok büyük hayranı olduğunu söyleyen Tim Burton, kendisini " Sleepy Hollow " projesini çekmeye iten nedenleri de bu tutkusuna bağlıyor :
" Bu filmin senaryosunda korkuya dayalı çok sayıda imaj var. Senaryonun en çok beğendiğim yanı ise, bir yandan orijinal öyküye saygı gösterirken bir yandan da yepyeni anlayışlara geçit vermesiydi. Burada öyküsü anlatılan ' Kesikbaşlı Atlı 'yı Disney yapımı çizgi filmlerden zaten biliyordum. Az sayıda olan Amerikan korku öykülerinden biriydi. Gücünü nereden aldığını tam olarak bilmiyorum ama insanlar eğer ' Kesikbaşlı Atlı ' yı yıllardır anımsıyorlarsa bunun bir nedeni olmalı. Kısacası o artık bir sembol oldu diyebiliriz."

Yönetmen, yapımcı, senaryo yazarı ve aynı zamanda oyuncu da olan Tim Burton, anlaşılacağı üzere sinemanın her alanına el atmış görünüyor. Daha ziyade yönetmen kişiliğiyle tanıdığımız Burton, " Batman ", " Batman Returns " ve " Batman Forever " gibi yüksek hasılat toplayan aksiyon filmlerinin yönetmenliğini yaparak geniş kitlelere kendini tanıttı. 1994 yılında çektiği " Ed Wood " ve 1996 tarihli " Mars Attacks " filmleriyle gündemden hiç düşmeyen yönetmen, " Sleepy Hollow "un ardından 2001 yılında gösterime girmesi planlanan " Planet of the Apes " filmiyle karşımıza gelecek.

Küçük yaşlardan itibaren resimle uğraşan ve daha sonra Kaliforniya Sanat Enstitüsü'ne giren Burton, uzun bir süre Disney'de çalıştı. Gerçekte kendi bireysel duyarlılığına hiç de yakın olmayan Disney'de çalışmasının tek nedeni, Disney'in kendi bireysel projelerini gerçekleştirme imkanı vermesiydi. 6 dakikalık siyah-beyaz canlandırması " Vincent " ( 1982 ) ve ardından çocuklar için sakıncalı bulunan 27 dakikalık " Frankenweenie " i gerçekleştiren Burton, 1985 yılında çektiği " Pee-wee's Big Adventure " filminin sürpriz bir şekilde başarılı olmasından cesaret alarak 1988 yılında yüksek dozajlı bir komedi filmi olan " Beetlejuice ( Beterböcek ) "i çekti ve tam anlamıyla sinema dünyasına girmiş oldu. Bunun yanı sıra " Tim Burton's the Nightmare Before Christmas " adlı çizgi filmin yaratıcısı olarak da ün yaptı.



1989 yılında çektiği " Batman " ile ilk yüksek bütçeli filmine imzasını atan yönetmen, filmin bütün zamanların en iyi filmi olarak gösterilmesinin verdiği güvenle Hollywood'un sayılı bütçe anlamında özgür olan yönetmenleri arasına girdi. 1990 yılında çevirdiği " Edward Scissorhands " ile eleştirmenlerin beğenisini kazandı. Yapımcılığını da üstlendiği bu filmle yaratıcılılığının doruklarına çıkan Burton, aynı zamanda filmin oyuncularından Johnny Depp ile, ileride daha da gelişecek olan, bir iş arkadaşlığının zeminini hazırladı.

1992 yılında " Batman Returns " ile serinin ikinci filmini de çeken Burton, Warner Bros'un sunduğu mali olanaklar sayesinde yaratıcılığını özgürce sergileme olanağına sahip oldu. Fakat filmin aynı başarıyı gişede de tekrarlayamaması Warner Bros'u aynı derecede memnun etmedi. Bütün Zamanları En Kötü Yönetmeni olarak gösterilen efsanevi yönetmen Ed Wood'un hayatını konu alan " Ed Wood " ( 1994 ) filmi ile gişede yeniden hezimete uğradı.




Filmografi


Yönetmenlik

Believe It Or Not (2007)
Charlie and the Chocolate Factory (2005)
Big Fish (2003)
Planet of the Apes (2001)
Sleepy Hollow (1999)
Mars Attacks! (1996)
Ed Wood (1994)
Batman Returns (1992)
Edward Scissorhands (1990)
Batman (1989)
Beetlejuice (1988)
Pee-wee's Big Adventure (1985)
Frankenweenie (1984)
Vincent (1982)

Prodüksiyon

Corpse Bride (2005)
James and the Giant Peach (1996)
Batman Forever (1995)
The Nightmare Before Christmas (1993) -Sinema tarihindeki ilk uzun metraj Stop Motion film.
OriginaL


Geceyarısı Ekspresi yüzünden Türkiye'de pek sevilmez,

Tarihle pek alakalıdır,

Oliver Stone;

15 Eylül 1946?da New York'ta doğdu. Vietnam'da öğretmen, ticari filoda denizci (Pasifik, Güneydoğu Asya, Batı A.B.D.) New York'ta taksi şoförü, kurye, prodüksiyon asistanı ve bir spor filmleri şirketinde satış temsilcisi olarak çalıştı. 1967'den 1968'e kadar Amerikan Ordusu'nda piyade olarak Vietnam'da görev yaptı. İki kere yaralandı ve Bronz Yıldız madalyası aldı. Vietnam'dan döndükten sonra, yüksek öğrenimini 1971'de New York Üniversitesi Sinema Okulu'nda tamamladı.
Stone, senarist, yönetmen ve prodüktör olarak 11 kez Oscar'a aday olmuş; Midnight Express ile senarist, Born On The Fourth Of July ve Platoon ile yönetmen olarak üç Oscar almıştır. Ayrıca Platoon, Born On The Fourth Of July ve JFK ile yönetmen olarak üç, Midnight Express ile de senarist olarak bir Altın Küre ödülü almıştır. Natural Born Killers ile yönetmen, Nixon ile de senarist olarak da iki kez aday gösterilmiştir.
Sinema, kültür, politika ve tarih üzerine makalelerden oluşan 200 sayfalık bir kitabın 'Oliver Stone's USA' yazımına katkıda bulunmuştur. Stone'un gençlik deneyimlerine dayanan ilk romanı, 1997'de A Child's Night Dream adıyla basılmıştır

Yale Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra New York Üniversitesi'nde Hollywood sinemasında estirilen Röneasans rüzgarının ilk akla gelen isimlerinden biri sayılan ünlü yönetmen Martin Scorsese'nin öğrencisi olarak sinema eğitimi aldı. Bu sırada savaş nedeniyle Vietnam'a gitmek zorunda kalan ve önceleri öğretmen olarak görevlendirilen Stone, daha sonra ölüm askerlerine katıldı. Savaşta gösterdiği askeri başarılardan dolayı Bronz Madalya ve Pembe Kalp ile mükafatlandırıldı

New York Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra " Year of the Dragon " ve " Scarface " gibi filmlerin senaryolarını yazan yönetmen, 1978 yılında senaryosunu yazdığı ve Alan Parker'ın yönettiği " Midnight Express " ile Oscar Ödülü'nün sahibi oldu.

İlk yönetmenlik imzasını 1986 yılında " Salvador " ile atan Stone, poltika dünyasına acımasızca saldırdı. Kişisel bir bakışa dayanarak savaşı unutmaya çalışan bir kasabayı gözler önüne serdiği " Platoon " ile En İyi Yönetmen dalında Oscar kazandı. Her filmiyle farklı toplumsal olguları sorgulayan Stone, borsa dünyasına dalarak " Wall Street "i çekti. Bu filmin ardından başrolde Tom Cruise'un oynadığı " Born on the Fourth of July " ile ikinci kez En İyi Yönetmen dalında Oscar Ödülü'nü kucakladı.

Yıldızı yeni yeni parlayan Val Kilmer'ın çok başarılı bir Jim Morrison portresi çizdiği " The Doors "u yönettikten sonra, Kennedy'nin öldürülmesi için ucu yüksek makamlara kadar uzanan bir komplo düzenlendiğine inanan Jim Garrison karakteri çevresinde dönen " JFK "ı çekti. Başrolde Kevin Costner'ın yer aldığı bun filmin büyük yankı uyandırması üzerine hassas konulara parmak basmaya devam eden Stone, bir diğer Vietnam filmi olan " Heaven & Earth "e imza attı.

Aşırı sert bir hiciv örneği olan başrolde Woody Harrelson'ın oynadığı " Natural Born Killers "daki radikal üslubu ile muhafazakar çevrelerce eleştiri yağmuruna maruz kalan yönetmen, 1995 yılında " Nixon " ile Amerikan başkanının politika sahnesindeki iniş ve çıkışını anlatmayı denedi.

Genel olarak filmlerini komplo senaryoları temelinde kurgulayan ve hatta komplo teorisyeni olarak ün salan Oliver Stone, başkanın bir dolandırıcı olduğu savını kanıtlamak için Ivan Reitman'ın yanlış-kimlik komedisi " Dave "i çekti.

1997 yılında Sean Penn ve Nick Nolte gibi usta oyuncuların rol aldığı " U-Turn "ü yönetmenliğini üstlenen Oliver Stone, aynı aynı yıl otobiyografik romanı " A Child's Night Dream "i yayınlattı. İki yıl sonra yine iddialı bir yapımla karşımıza gelen yönetmen, " Any Given Sunday "le kamerasını futbol sahalarına yöneltiyor.Yönetmenin son yıllara damgasını vuran Kazanma Hırsı,Büyük İskender gibi filmlerinde altında imzası olan yönetmen.'Comandante' ile Fidel Castro'nun en kral filmci adamı olacağını gösteriyor.Stone'un en son filmi ise Dünya Ticaret Merkezi halen vizyonda.



ÖDÜLLER / AWARDS


1990: OSCAR Best Director - Born on the Fourth of July
1987: OSCAR Best Director - Platoon
1979: OSCAR Best Writing, Screenplay Based on Material from Another Medium - Midnight Express

1998: Hermosa Beach Film Festival - Best Documentary - The Last Days of Kennedy and King
1998: Brussels International Film Festival - Crystal Iris
1996: Brussels International Film Festival - CFCA Award Best Director - Nixon
1994: Venice Film Festival - Special Jury Prize - Natural Born Killers
1992: Venice Film Festival - Special Award Meritorious Achievement
1992: Golden Globe Best Director - Motion Picture - JFK
1990: Golden Globe Best Director + Best Screenplay - Motion Picture - Born on the Fourth of July
1990: Berlin International Film Festival - Honorary Golden Berlin Bear
1990: DGA Award Outstanding Directorial Achievement in Motion Pictures - Born on the Fourth of July
1988: British Academy Awards - BAFTA Film Award Best Direction - Platoon
1987: Boston Society of Film Critics Awards - BSFC Award Best Director - Platoon
1987: Berlin International Film Festival - Silver Berlin Bear Best Director - Platoon
1987: DGA Award - Outstanding Directorial Achievement in Motion Pictures - Platoon
1987: Independent Spirit Awards - Independent Spirit Award Best Director - Platoon
1987: Golden Globe Best Director - Motion Picture - Platoon
1979: WGA Screen Award - Best Drama Adapted from Another Medium - Midnight Express
1979: Golden Globe Best Screenplay - Motion Picture - Midnight Express






FİLMOGRAFİ / FILMOGRAPHY




YÖNETMEN / DIRECTOR

2006: Dünya Ticaret Merkezi
2004: Büyük İskender
2003: Commandante
1999: Any Given Sunday / Kazanma Hırsı
1997: U Turn / U Dönüşü
1995: Nixon
1994: Natural Born Killers / Katil Doğanlar
1993: Heaven & Earth
1991: JFK
1991: The Doors
1989: Born on the Fourth of July / Doğumgünü 4 Temmuz
1988: Talk Radio
1987: Wall Street / Borsa
1986: Platoon / Müfreze
1986: Salvador
1981: The Hand / El
1979: Mad Man of Martinique
1974: Seizure - Queen of Evil


SENARİST / WRİTER

2004: Büyük İskender
2002: Beyond Borders
1999: Any Given Sunday / Kazanma Hırsı
1996: Evita
1995: Nixon
1994: Natural Born Killers / Katil Doğanlar
1993: Heaven & Earth
1991: JFK
1991: The Doors
1989: Born on the Fourth of July / Doğum günü 4 Temmuz
1988: Talk Radio
1987: Wall Street / Borsa
1986: Platoon / Müfreze
1986: 8 Million Ways to Die
1986: Salvador
1985: Year of the Dragon
1983: Scarface / Yaralı Yüz
1982: Conan the Barbarian / Barbar Conan
1981: The Hand / El
1978: Midnight Express / Geceyarısı Ekspresi
1974: Seizure - Queen of Evil


YAPIMCI / PRODUCER

2003: Commandante
2001: The Day Reagan Was Shot
1999: Any Given Sunday / Kazanma Hırsı
1999: The Corruptor
1998: The Last Days of Kennedy and King
1998: Savior
1996: Killer: A Journal of Murder
1996: People vs. Larry Flynt
1996: Freeway
1995: Nixon
1995: Indictment: The McMartin Trial
1994: The New Age
1993: The Joy Luck Club / Joy Luck Klubu
1993: Wild Palms
1993: Heaven & Earth
1992: Zebrahead - The Colour of Love
1992: South Central
1991: Iron Maze
1991: JFK
1990: Blue Steel
1990: Reversal of Fortune
1989: Born on the Fourth of July / Doğum günü 4 Temmuz
1986: Salvador
1973: Sugar Cookies
OriginaL


Geceyarısı Ekspresi yüzünden Türkiye'de pek sevilmez,

Tarihle pek alakalıdır,

Oliver Stone;

15 Eylül 1946?da New York'ta doğdu. Vietnam'da öğretmen, ticari filoda denizci (Pasifik, Güneydoğu Asya, Batı A.B.D.) New York'ta taksi şoförü, kurye, prodüksiyon asistanı ve bir spor filmleri şirketinde satış temsilcisi olarak çalıştı. 1967'den 1968'e kadar Amerikan Ordusu'nda piyade olarak Vietnam'da görev yaptı. İki kere yaralandı ve Bronz Yıldız madalyası aldı. Vietnam'dan döndükten sonra, yüksek öğrenimini 1971'de New York Üniversitesi Sinema Okulu'nda tamamladı.
Stone, senarist, yönetmen ve prodüktör olarak 11 kez Oscar'a aday olmuş; Midnight Express ile senarist, Born On The Fourth Of July ve Platoon ile yönetmen olarak üç Oscar almıştır. Ayrıca Platoon, Born On The Fourth Of July ve JFK ile yönetmen olarak üç, Midnight Express ile de senarist olarak bir Altın Küre ödülü almıştır. Natural Born Killers ile yönetmen, Nixon ile de senarist olarak da iki kez aday gösterilmiştir.
Sinema, kültür, politika ve tarih üzerine makalelerden oluşan 200 sayfalık bir kitabın 'Oliver Stone's USA' yazımına katkıda bulunmuştur. Stone'un gençlik deneyimlerine dayanan ilk romanı, 1997'de A Child's Night Dream adıyla basılmıştır

Yale Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra New York Üniversitesi'nde Hollywood sinemasında estirilen Röneasans rüzgarının ilk akla gelen isimlerinden biri sayılan ünlü yönetmen Martin Scorsese'nin öğrencisi olarak sinema eğitimi aldı. Bu sırada savaş nedeniyle Vietnam'a gitmek zorunda kalan ve önceleri öğretmen olarak görevlendirilen Stone, daha sonra ölüm askerlerine katıldı. Savaşta gösterdiği askeri başarılardan dolayı Bronz Madalya ve Pembe Kalp ile mükafatlandırıldı

New York Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra " Year of the Dragon " ve " Scarface " gibi filmlerin senaryolarını yazan yönetmen, 1978 yılında senaryosunu yazdığı ve Alan Parker'ın yönettiği " Midnight Express " ile Oscar Ödülü'nün sahibi oldu.

İlk yönetmenlik imzasını 1986 yılında " Salvador " ile atan Stone, poltika dünyasına acımasızca saldırdı. Kişisel bir bakışa dayanarak savaşı unutmaya çalışan bir kasabayı gözler önüne serdiği " Platoon " ile En İyi Yönetmen dalında Oscar kazandı. Her filmiyle farklı toplumsal olguları sorgulayan Stone, borsa dünyasına dalarak " Wall Street "i çekti. Bu filmin ardından başrolde Tom Cruise'un oynadığı " Born on the Fourth of July " ile ikinci kez En İyi Yönetmen dalında Oscar Ödülü'nü kucakladı.

Yıldızı yeni yeni parlayan Val Kilmer'ın çok başarılı bir Jim Morrison portresi çizdiği " The Doors "u yönettikten sonra, Kennedy'nin öldürülmesi için ucu yüksek makamlara kadar uzanan bir komplo düzenlendiğine inanan Jim Garrison karakteri çevresinde dönen " JFK "ı çekti. Başrolde Kevin Costner'ın yer aldığı bun filmin büyük yankı uyandırması üzerine hassas konulara parmak basmaya devam eden Stone, bir diğer Vietnam filmi olan " Heaven & Earth "e imza attı.

Aşırı sert bir hiciv örneği olan başrolde Woody Harrelson'ın oynadığı " Natural Born Killers "daki radikal üslubu ile muhafazakar çevrelerce eleştiri yağmuruna maruz kalan yönetmen, 1995 yılında " Nixon " ile Amerikan başkanının politika sahnesindeki iniş ve çıkışını anlatmayı denedi.

Genel olarak filmlerini komplo senaryoları temelinde kurgulayan ve hatta komplo teorisyeni olarak ün salan Oliver Stone, başkanın bir dolandırıcı olduğu savını kanıtlamak için Ivan Reitman'ın yanlış-kimlik komedisi " Dave "i çekti.

1997 yılında Sean Penn ve Nick Nolte gibi usta oyuncuların rol aldığı " U-Turn "ü yönetmenliğini üstlenen Oliver Stone, aynı aynı yıl otobiyografik romanı " A Child's Night Dream "i yayınlattı. İki yıl sonra yine iddialı bir yapımla karşımıza gelen yönetmen, " Any Given Sunday "le kamerasını futbol sahalarına yöneltiyor.Yönetmenin son yıllara damgasını vuran Kazanma Hırsı,Büyük İskender gibi filmlerinde altında imzası olan yönetmen.'Comandante' ile Fidel Castro'nun en kral filmci adamı olacağını gösteriyor.Stone'un en son filmi ise Dünya Ticaret Merkezi halen vizyonda.



ÖDÜLLER / AWARDS


1990: OSCAR Best Director - Born on the Fourth of July
1987: OSCAR Best Director - Platoon
1979: OSCAR Best Writing, Screenplay Based on Material from Another Medium - Midnight Express

1998: Hermosa Beach Film Festival - Best Documentary - The Last Days of Kennedy and King
1998: Brussels International Film Festival - Crystal Iris
1996: Brussels International Film Festival - CFCA Award Best Director - Nixon
1994: Venice Film Festival - Special Jury Prize - Natural Born Killers
1992: Venice Film Festival - Special Award Meritorious Achievement
1992: Golden Globe Best Director - Motion Picture - JFK
1990: Golden Globe Best Director + Best Screenplay - Motion Picture - Born on the Fourth of July
1990: Berlin International Film Festival - Honorary Golden Berlin Bear
1990: DGA Award Outstanding Directorial Achievement in Motion Pictures - Born on the Fourth of July
1988: British Academy Awards - BAFTA Film Award Best Direction - Platoon
1987: Boston Society of Film Critics Awards - BSFC Award Best Director - Platoon
1987: Berlin International Film Festival - Silver Berlin Bear Best Director - Platoon
1987: DGA Award - Outstanding Directorial Achievement in Motion Pictures - Platoon
1987: Independent Spirit Awards - Independent Spirit Award Best Director - Platoon
1987: Golden Globe Best Director - Motion Picture - Platoon
1979: WGA Screen Award - Best Drama Adapted from Another Medium - Midnight Express
1979: Golden Globe Best Screenplay - Motion Picture - Midnight Express






FİLMOGRAFİ / FILMOGRAPHY




YÖNETMEN / DIRECTOR

2006: Dünya Ticaret Merkezi
2004: Büyük İskender
2003: Commandante
1999: Any Given Sunday / Kazanma Hırsı
1997: U Turn / U Dönüşü
1995: Nixon
1994: Natural Born Killers / Katil Doğanlar
1993: Heaven & Earth
1991: JFK
1991: The Doors
1989: Born on the Fourth of July / Doğumgünü 4 Temmuz
1988: Talk Radio
1987: Wall Street / Borsa
1986: Platoon / Müfreze
1986: Salvador
1981: The Hand / El
1979: Mad Man of Martinique
1974: Seizure - Queen of Evil


SENARİST / WRİTER

2004: Büyük İskender
2002: Beyond Borders
1999: Any Given Sunday / Kazanma Hırsı
1996: Evita
1995: Nixon
1994: Natural Born Killers / Katil Doğanlar
1993: Heaven & Earth
1991: JFK
1991: The Doors
1989: Born on the Fourth of July / Doğum günü 4 Temmuz
1988: Talk Radio
1987: Wall Street / Borsa
1986: Platoon / Müfreze
1986: 8 Million Ways to Die
1986: Salvador
1985: Year of the Dragon
1983: Scarface / Yaralı Yüz
1982: Conan the Barbarian / Barbar Conan
1981: The Hand / El
1978: Midnight Express / Geceyarısı Ekspresi
1974: Seizure - Queen of Evil


YAPIMCI / PRODUCER

2003: Commandante
2001: The Day Reagan Was Shot
1999: Any Given Sunday / Kazanma Hırsı
1999: The Corruptor
1998: The Last Days of Kennedy and King
1998: Savior
1996: Killer: A Journal of Murder
1996: People vs. Larry Flynt
1996: Freeway
1995: Nixon
1995: Indictment: The McMartin Trial
1994: The New Age
1993: The Joy Luck Club / Joy Luck Klubu
1993: Wild Palms
1993: Heaven & Earth
1992: Zebrahead - The Colour of Love
1992: South Central
1991: Iron Maze
1991: JFK
1990: Blue Steel
1990: Reversal of Fortune
1989: Born on the Fourth of July / Doğum günü 4 Temmuz
1986: Salvador
1973: Sugar Cookies
OriginaL


The GodFather,

Francis Ford Coppola;

10 yaşındayken 8mm’lik bir film çeken ve zamanının çoğunu kukla şovları izleyerek geçiren Coppola, U.C.L.A. sinema okuluna girdikten sonra “ Tonite for Sure ” adlı bir film çekti. 24 yaşına geldiğinde düşük bütçeli filmlerin yönetmeni Roger Corman’ın yanında asistanlık yapan yönetmen, 1963 yılında baltalı bir katili konu alan “ Demetia 13 ” adlı bir korku filmi çekti.

Birkaç yıl sonra “ You’re a Big Boy Now ” adlı filme imza atarak eleştirmenlerin dikkatini çeken Coppola, ardından “ Finian’s Rainbow ” ve “ The Rain People ” adlı filmleri yaptı. Warner Bros ile anlaşarak kendi yapım şirketini kuran yönetmen, 1969 yılından itibaren American Zoetrope adlı bu şirket altında George Lucas ile birlikte çalıştı.

1972 yılında yaptığı gangster filmlerinin babası olarak kabul edilen “ The Godfather ” ile büyük bir yönetmen ve senarist olduğunu ispat etti. Ardından “ American Graffiti ”nin yapımcılığı ile “ The Conversation ” ve “ The Godfather II ” adlı filmlerin yönetmenliğini üstlenen Coppola, sayısız ödül kazanarak Amerikan sinemasının el üstünde tutulan birkaç sinemacısı arasına girdi.

Bu yıllarda birçok genç yönetmen ve yapımcıya destek olan Coppola, “ Krusawa’s Kagemusha ” gibi filmlerin kamera arkasında yer aldı. 70’lerin sonuna doğru Joseph Conrad’ın “ Heart of Darkness ” adlı romanından uyarladığı “ Apocalypse Now ” adlı epik filmini gerçekleştirdi. Çekimleri Filipinlerde yapılan film, kötü hava koşulları, hastalıklar ve bütçeyi aşan harcamalar gibi sorunlar yüzünden oldukça güç tamamlandı. Hatta Coppola, filmi tamamlayabilmek için 16 milyon dolarını kendi cebinden ödemek zorunda kaldı.

“ One From the Heart ” ile bankadaki hesabı kurumaya başlayan yönetmen, her şeye rağmen ününe ün katmaya devam ediyordu. “ The Outsiders and Rumble Fish ” adlı uyarlama filmde Matt Dillon, Tom Cruise, Patrick Swayze, Rob Lowe, Emilio Estevez ve Christopher Penn ve kuzeni Nicolas Cage gibi genç kuşak oyuncularla çalışan Coppola, bu film ve ardından çektiği “ The Cotton Club ” ile eski günlerini aratır oldu. 1920 yılında bir Harlem jazz kulübünde çekilen film tam bir fiyaskoyla sonuçlandı.

Coppola, sonraki yıllarda çektiği “ Peggy Sue Got Married ” ile “ Tucker: A Man and His Dream ” adlı filmleriyle seyirci tarafından beğeni topladıysa da eleştirmenlerin gözünde giderek değer kaybediyordu. “ Godfather III ” ve “ Bram Stoker’s Dracula ” gibi başarılı yapımlara imza atan yönetmen, son olarak 1997 yılında “ The Rainmaker ” adlı bir filmi gerçekleştirdi.



ÖDÜLLER / AWARDS


1975: OSCAR En İyi Yönetmen - The Godfather: Part II / Baba II
1973: OSCAR En İyi Uyarlama Senaryo - The Godfather / Baba
1971: OSCAR En İyi Uyarlama Senaryo - Patton

2001: Golden Satellite Ödülleri, Outstanding Artistic Contribution
1998: American Society of Cinematographers, Board of the Governors Ödülü
1993: Saturn Ödülü En İyi Yönetmen - Bram Stoker's Dracula
1992: Venedik Film Festivali, Career Altın Aslan
1991: Berlin Uluslararası Film Festivali, Berlinale Camera
1984: San Sebastián Uluslararası Film Festivali, FIPRESCI Ödülü - Rumble Fish / Siyam Balığı
1984: San Sebastián Uluslararası Film Festivali, OCIC Ödülü - Rumble Fish / Siyam Balığı
1980: BAFTA Film Ödülü, En İyi Yönetmen - Apocalypse Now / Kıyamet
1979: Cannes Film Festivali, FIPRESCI Ödülü - Apocalypse Now / Kıyamet
1979: Cannes Film Festivali, Altın Palmiye - Apocalypse Now / Kıyamet
1981: David di Donatello Ödülleri, David En İyi Yapımcı - Yabancı Film - Kagemusha
1980: Altın Küre En İyi Yönetmen - Apocalypse Now / Kıyamet
1980: David di Donatello Ödülleri, David En İyi Yapımcı - Yabancı Film - Apocalypse Now / Kıyamet
1975: DGA Ödülü, Outstanding Directorial Achievement in Motion Pictures - The Godfather: Part II / Baba II
1975: NSFC Ödülü En İyi Yönetmen - The Godfather: Part II / Baba II
1975: WGA Screen Ödülü En İyi Drama Adapted from Another Medium - The Godfather: Part II / Baba II
1974: Cannes Film Festivali, Altın Palmiye - The Conversation
1974: National Board of Review, NBR Ödülü En İyi Yönetmen - The Conversation
1973: Altın Küre En İyi Yönetmen - The Godfather / Baba
1973: DGA Ödülü, Outstanding Directorial Achievement in Motion Pictures - The Godfather / Baba
1973: WGA Screen Ödülü En İyi Drama Adapted from Another Medium - The Godfather / Baba
1971: WGA Screen Ödülü En İyi Drama Written Directly for the Screen - Patton
1969: San Sebastián Uluslararası Film Festivali, Golden Seashell - The Rain People





FİLMOGRAFİ / FILMOGRAPHY




YÖNETMEN / DIRECTOR


2002: Megalopolis
1997: The Rainmaker
1996: Jack
1992: Bream Stoker's Dracula
1990: The Godfather: Part III / Baba III
1989: New York Stories
1988: Tucker: The Man and His Dream
1987: Gardens of Stone
1986: Peggy Sue Got Married
1986: Captain Eo
1984: The Cotton Club
1983: Rumble Fish / Siyam Balığı
1983: The Outsiders
1982: One from the Heart
1979: Apocalypse Now / Kıyamet
1974: The Conversation
1974: The Godfather: Part II / Baba II
1972: The Godfather / Baba
1969: The Rain People
1968: Finian's Rainbow
1966: You're a Big Boy Now
1963: Dementia 13
1963: The Terror
1962: The Playgirls and the Bellboy
1961: Tonight for Sure
1960: Nebo sovyot



SENARİST / WRİTER


2002: "The Blues" TV Dizisi
2002: Megalopolis
1997: The Rainmaker
1990: The Godfather: Part III
1989: New York Stories
1984: The Cotton Club
1983: Rumble Fish
1982: One from the Heart
1979: Apocalypse Now
1974: The Conversation
1974: The Godfather: Part II
1974: The Great Gatsby
1972: The Godfather
1970: Patton
1969: The Rain People
1966: You're a Big Boy Now
1966: Paris brûle-t-il? / Is Paris Burning?
1966: This Property Is Condemned
1963: Dementia 13
1962: The Playgirls and the Bellboy
1961: Tonight for Sure
1953: Sadko


YAPIMCI / PRODUCER


2002: Assassination Tango
2002: Another Day
2001: No Such Thing
2001: Pumpkin
2001: The Two Fridas
2001: Jeepers Creepers
2001: C.Q.
1999: Sleepy Hollow
1999: Goosed
1999: The Third Miracle
1999: The Virgin Suicides
1999: The Florentine
1998: Lanai-Loa
1997: Buddy
1996: Jack
1995: Haunted
1995: My Family
1995: Don Juan DeMarco
1994: Marry Shelley's Frankenstein
1993: The Junky's Christmas
1993: The Secret Garden
1992: Wind
1992: Bream Stoker's Dracula
1990: The Godfather: Part III / Baba III
1989: Wait Until Spring, Bandini
1987: Lionheart
1987: Tough Guys Don't Dance
1987: Gardens of Stone
1983: Rumble Fish
1983: Koyaanisqatsi
1983: The Black Stallion Returns
1982: Hammett
1982: The Escape Artist
1980: Kagemusha
1979: The Black Stallio
1979: Apocalypse Now / Kıyamet
1974: The Conversation
1974: The Godfather: Part II / Baba II
1973: American Graffiti
1970: THX 1138
1969: The Making of 'The Rain People'
1963: The Terror
1961: Tonight for Sure
OriginaL


Gençliği sorgulayan,

Erotizmin filmlerinde yer bulduğu,

Bernardo Bertolucci;

1967'de Sergio Leone için "Bir Zamanlar Batı'da" nın senaryosunu yazan Bertolucci, İki yıl sonra "The Conformist" adlı filmi yönetir.1973 yılında, başrollerini Marlon Brando ve Maria Schneider'in paylaştığı "Paris'te Son Tango" çok büyük bir ilgi görünce, şöhreti giderek artan yönetmen, bu başarısını 1976 yılında çektiği modern bir epik olan "1900" ile pekiştirir. Başrollerini Robert De Niro ve Gerard Depardieu'nun paylaştığı ve solcu ve Faşist iki jenerasyonun çarpışmasını konu alan film, sinema tarihine altın harflerle yazıldı.

1985 yılında Çin'in son imparatoru olan Pu Yi'nin hayatını anlattığı "Son İmparator" ile sinema gündemine bomba gibi düşen bir yapıt ortaya çıkardı. Film o yıl 9 Oscar birden aldı. 1990 yılında yönettiği "Çölde Çay", 1992 yapımı "Küçük Buda", 1995 yapımı "Çalınmış Güzellik" ile filmlerine devam ediyor.

1941 yılında Parma'da doğan ünlü yönetmen Bernardo Bertolucci, sanatla uğraşmaya karar verdiğinde asıl amacı bir şair olmaktı. 1961 yılında dönemin tanınmış yönetmenlerinden Pier Pasolini ile tanışan Bertolucci, sinemaya yönelmeye karar verir.

Pasolini'nin " Accatone " adlı filminde yönetmen yardımcılığı yapan Bertolucci, daha sonra ilk senaryosu olan " La Commare Secca " ( The Grim Reaper )yı yazar. Filmin Venedik Film Festivali'nde başarı kazanmasıyla kendine olan güveni artar ve 1964 yılında " Before the Revolution " filmini yapar.

1967'de Sergio Leone için " Once Upon A Time In The West "in hikayesini sinemaya uyarlayan Bertolucci, iki yıl sonra " The Spider's Stratagem "i çevirir. Aynı yıl Alberto Moravia'nın kitabından uyarlanan " The Conformist " adlı filmi yönetir.

1973 yılında, başrollerini Marlon Brando ve Maria Schneider'in paylaştığı " Last Tango In Paris " in çok büyük bir ilgi görmesi ile şöhreti giderek artan yönetmen, bu başarısını 1976 yılında çektiği modern bir epik olan " 1900 " ile pekiştirir. Başrollerini Robert De Niro ve Gerard Depardieu'nun paylaştığı ve solcu ve Faşist iki jenerasyonun çarpışmasını konu alan film, sinema tarihine altın harflerle yazıldı.

Bu filmin ardından yönettiği " La Luna ", " Tragedy of a Ridiculuos Man " filmler ile çıkışını sürdüren Bertolucci, 1985 yılında Çin'in son imparatoru olan Pu Yi'nin hayatını anlattığı " The Last Emperor " ile sinema gündemine bomba gibi düşen bir yapıt ortaya çıkardı. Filmin o yılın 9 Oscar'ını birden alması ile kendini tam anlamıyla kanıtlayan Bertolucci, 1990 yılında yönettiği " The Sheltering Sky ", 1992 yapımı " Little Buddha " ve 1995 yapımı " Stealing Beauty " ile devam etti.Bertolucci'nin son filmi 'The Dreamers' cürretkar sahneleriyle beyaz perdede büyük yankı uyandırdı.



ÖDÜLLER / AWARDS


1988: OSCAR - Best Director - The Last Emperor

1998: National Board of Review - Freedom Of Expression Award - The Last Emperor
1997: Venice Film Festival - Pietro Bianchi Award
1997: Locarno International Film Festival - Leopard of Honor
1997: Italian National Syndicate of Film Journalists - Pietro Bianchi Award
1989: BAFTA Film Award - Best Film - The Last Emperor
1988: Golden Globe - Best Director+Best Screenplay - The Last Emperor
1988: César - Best Foreign Film - The Last Emperor
1988: David di Donatello Awards - David - Best Director+Best Screenplay - The Last Emperor
1988: DGA Award - Outstanding Directorial Achievement in Motion Pictures - The Last Emperor
1988: Italian National Syndicate of Film Journalists - Silver Ribbon Best Director - The Last Emperor
1988: European Film Awards - Special Prize of the Jury - The Last Emperor
1977: Bodil - Best Non-American Film - 1900
1973: Italian National Syndicate of Film Journalists - Silver Ribbon Best Director - Last Tango in Paris
1972: NSFC Award - Best Director - The Conformist
1970: Berlin International Film Festival - Interfilm Award - Recommendation+Journalists' Special Award - The Conformist






FİLMOGRAFİ / FILMOGRAPHY




YÖNETMEN / DIRECTOR

2003: The Dreamers / Düşler,Tutkular ve Suçlar
2001: Heaven and Hell / Cennet ve Cehennem
1999: Paradiso e inferno
1998: Besieged / The Siege
1996: Stealing Beauty / Çalınmış Güzellik
1993: Little Buddha / Küçük Buda
1990: The Sheltering Sky / Çölde Çay
1987: The Last Emperor / Son İmparator
1984: L'Addio a Enrico Berlinguer
1981: La Tragedia di un uomo ridicolo / Tragedy of a Ridiculous Man
1979: La Luna / Luna / Ay
1976: 1900 / Nineteen Hundred
1972: Ultimo tango a Parigi / Last Tango in Paris / Paris'te Son Tango
1971: La Salute è malata o i poveri morirono prima
1970: Il Conformista / The Conformist
1970: La Strategia del ragno / The Spider's Stratagem
1969: Amore e rabbia / Love and Anger
1968: Partner
1966: Il Canale
1965: La Via del petrolio
1962: La Commare secca / The Grim Reaper
1962: Prima della rivoluzione / Before the Revolution


SENARİST / WRİTER


2001: The Triumph of Love
1998: Besieged / The Siege
1996: Stealing Beauty / Çalınmış Güzellik
1993: Little Buddha / Küçük Buda
1990: The Sheltering Sky / Çölde Çay
1987: The Last Emperor / Son İmparator
1981: La Tragedia di un uomo ridicolo / Tragedy of a Ridiculous Man
1979: La Luna / Luna / Ay
1976: 1900 / Nineteen Hundred
1972: Ultimo tango a Parigi / Last Tango in Paris / Paris'te Son Tango
1970: Il Conformista / The Conformist
1970: La Strategia del ragno / The Spider's Stratagem
1969: C'era una volta il West / Once Upon a Time in the West
1968: Partner
1962: Prima della rivoluzione / Before the Revolution

YAPIMCI / PRODUCER

2001: The Triumph of Love
OriginaL


Al pacino'nun önünü açan adam;

Brian De Palma;

11 Eylül 1940’da Amerika'nın New Jersey eyaletinde dünyaya gelen yönetmen De Palma, Philadelphia’da büyüdü. Babası bir ortopedi cerrahıydı. Baba mesleği önemli çünkü usta yönetmen herzaman kana ve şiddete olan merakını babasını iş başında izlerken kazandığını söylüyor.

Önceleri fiziğe meraklı olan De Palma, konunun eğitimini almak üzere Columbia Üniversitesi’ne başladı. Kısa süre sonra fikrini değiştiren sanatçı, önce tiyatro, ardından da sinema okudu. 1960’da çektiği ilk orta metrajlı filmi “Ikarus”dan sonra “6601224, The Story of an IBM Card” ve kendisine çeşitli ödüller getiren “Wotan’s Wake” geldi.

İLK UZUN METRAJ DENEYİMİ
Brian De Palma, ilk uzun metrajlı filmi olan “The Wedding Party”yi Sarah Lawrence Üniversitesi’nde okurken çekti. Yarı doğaçlama olan bu komedi yapıt aynı zamanda Robert De Niro ve Jill Clayburgh’ün ilk filmleri olma özeliğini taşıyor. Bu ilk filmin ardından, De Palma pek çok belgesel ve “The Responsive Eye” gibi kısa filmlere imza atmanın yanı sıra, New York Modern Sanatlar Müzesi’nde bir sergi açtı.

Sanatçı ikinci uzun metraj filmi “Murder A la Mod”u 1967 yılında çekti. Bu film kaliteli bir gerilimdi ve Hitchcock’a gönderme yapıyordu. 60’lı yıllarda hüküm süren yerleşik kurumlar karşıtı tavır, De Palma’yı hiciv tarzı filmer yapmaya itti. Bunlardan “Greetings” Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı Ödülü kazandı; “Hi Mom” ise Amerikalı genç yönetmenler arasında üst sıralara yerleşmesini sağladı.

HOLLYWOOD’DAN VİZE
Bundan sonra De Palma büyük Hollywood stüdyolarının dikkatini çekti. Yine de kendisine ilk büyük başarısını getiren çalışma, mütevazı ve bağımsız bir yapım olan “Sisters” oldu. Önceki filmlerindeki yarı doğaçlama tarzı geride bırakan sanatçı, yazım yapılandırma, görüntü planlama ve ritim gibi unsurlardaki yeteneğini ortaya koyarak en iyi Hollywood yönetmenleriyle eşdeğerde olduğunu kanıtladı.

De Palma bu başarısından iki yıl sonra müzikal gerilim tarzındaki “Phantom of the Paradise”ı çekti ve 1975 Avoriaz Film Festivali’nde Büyük Ödül’e layık görüldü. 1976’da Paul Schrader’la birlikte yazıp yönettiği ve başrollerini Cliff Robertson ile Genevieve Bujold’un paylaştığı romantik gerilim “Obsession”ı, Sissy Spacek ile Piper Laurie’ye Oscar adaylığı getiren ve dünya çapında bir başarıya imza atan “Carrie” izledi.

Nancy Allen, John Travolta ve Amy Irving’in de rol aldığı bu film, hâlen en iyi Stephen King uyarlamalarından biridir. Gerek son sahnesi, gerekse diğer sahneleri yıllar boyunca pek çok kez taklit edildi.

HITCHCOCK’A SAYGI
De Palma, organizasyon karşıtı filmlerin modasının yakında geçeceğini görecek kadar ileri görüşlü bir insandı. Bu yüzden “Sisters” filminde “Grand Prix” ve “The Boston Strangler” gibi 60’ların filmlerinde popüler olan “split-screen” tekniğini kullanarak, Alfred Hitchcock’u taklit etmeye başladı. De Palma “Sisters”da Hitchcock’tan esinlendiğini kabul etmekle kalmadı, aynı zamanda Hitchcock’un müzik yönetmeni Bernard Herrman’la çalışarak Hitchcock’a olan saygısının altını çizdi.

“Obsession” da De Palma’nın Hitchcock’un “Vertigo”sunu taklit ettiği birkaç filmden biriydi ve bu film yönetmenin 360 derece kamera panlara merakını ortaya koyuyordu. De Palma’nın o zamana kadarki en başarılı filmi “Carrie”de, split-screen tekniğine geri dönüş görüldü. Öykü De Palma’nın özelliklerinden biri olan “ters şok” sonla bir kabus olduğu anlaşılarak bitiyor.

“DRESSED TO KILL” İLE GERİLİME DÖNÜŞ
De Palma 1977 yılında Kirk Douglas, John Cassavetes ve Amy Irving’in rol aldığı “The Fury”yi yönetti. Bu casus filmi, kültle politik kurguyu birleştiren bir yapımdı. 1978’de, Sarah Lawrence’taki öğrenci arkadaşlarının yardımıyla Kirk Douglas ile Nancy Allen’ın başrol oynadığı yarı otobiyografik bir film olan “Home Movies”i çekti.

De Palma 1980’de tekrar gerilim türüne döndü ve Michael Caine, Nancy Allen ve Angie Dickinson’ın rol aldığı “Dressed to Kill”i yönetti. Ardından “Blow Out”u hem yazan hem de yöneten De Palma, bu filmde iki favori temasını işledi: Röntgencilik ve manipülasyon.

1982’de senaryosunu Oliver Stone’un yazdığı aşırı şiddet içeren “Scarface”in yeni uyarlamasında Al Pacino ve Michelle Pfeifer’la çalıştı. 1984 yılında yönettiği “Body Double” Melanie Griffith’in de çıkış filmi oldu. Kendisine şöhreti getiren film türünü arkasında bırakan Brian, müthiş bir görsel destan olan “Untouchables”ı yönetti. Fillm başrol oyuncularından Sean Connery’ye Oscar, sinemaseverlere de Kevin Costner ve Andy Garcia’yı kazandırdı.

1989’da Michael J. Fox ve Sean Penn’in rol aldığı savaş filmi “Casualties of War”u, 1990’da Tom Wolfe’un hiciv tarzı romanından uyarlanan ve başrollerini Tom Hanks, Melanie Griffith ile Bruce Willis’in paylaştığı “The Bornfire of the Vanities” izledi. De Palma 1992’de John Lightow ve Lolita Davidovich’in rol aldığı “Raising Cain” ve Al Pacino’nun başrolünü canlandırdığı “Carlito’s Way”le gerilim tarzına dönüş yaptı.

İLK BİLİMKURGU DENEYİMİ
Ünlü yönetmen, televizyon dizisi olarak büyük başarı kazanan “Mission Imposible”ı 1996’da filmleştirerek, Tom Cruise, John Voight, Emanuelle Beart ve Jean Reno’yu biraraya getirdi. Bu film uluslararası bir başarıya imza attı. Ardından gelen “Snake Eyes”ın başrolünde ise Nicholas Cage ve Gary Sinise vardı. İlk bilimkurgu çalışması olan “Mission to Mars”ta yine Gary Sinise başrolleri Tim Robbins, Don Cheadle ve Connie Nelson’la paylaştı. Yönetmen bu filmel dünyevi gerilim ve şiddeti bıraktı ama bu kez de bunları güneş sisteminde başka bir yere taşıdı.

ÖZGÜRLÜK ARAYIŞI
Çoğu Amerikalı yönetmen gibi stüdyo sisteminin sağladığı imkanlardan yararalanmayı seven De Palma tüm gücü elinde tutan yapımcı, avukat, pazarlama departmanlarının katı ve stüdyocu tavrından hoşlanmadığını söylüyor.

‘FEMME FATALE’ ÜZERİNE
Kara sinemaya has bir estetik tarzının kullanıldığı filmin çekimlerinde bu tarza zıt düştüğü halde çok hareketli bir kamera sisteminden yararlanılmış. Filmde kara sinema kategorisine girmesine izin vermeyecek kadar fazla kamera hareketi var. Ayrıca görsel hafızayla oynama konusundaki yeteneğiyle dikkat çeken yönetmen, bu filmde de tekrarlanan sahnelerle, gerçekliğe hafif dokunuşlarda bulunuyor.

Brian’ın kostümler konusunda net fikirlere sahip olduğu söyleniyor. ‘The Bornfire of the Vanities’ de çevresi siyah beyaz giysili figüranlar tarafından sarılan Bruce Willis, diğer kadınların hepsi siyah beyaz giydiği halde, turuncu bir elbise giyen Melanie Griffith gibi... Benzer ayrıntılara “Femme Fatale”de de sıkça rastlıyoruz.

“SAHNELERİ BİR RESSAM GİBİ PLANLIYOR”
Filmin başrol oyuncularından Antonio Banderas, De Palma ile ilgili düşüncelerini “Tanıdığım yönetmenler arasında Brian görsel yetisi en gelişmiş olanı. Sahneleri bir ressam gibi planlıyor, saklamıyor ve oyuncuların 6-7 dakika aralıksız oynamalarına izin verirken, kamerayla karmaşık ve güzel hareketleri yakalıyor. Realizme pek aldırmaması ve sürekli olarak yaptıklarını doğrulama uğraşmaması da hoşuma gidiyor. Brian da, Almadovar ve Kubrick gibi karakterlerin her davranışını açıklama ihtiyacı duymuyor” şeklinde dile getiriyor.



FİLMOGRAFİ


The Untouchables: Capone Rising (2006)
Toyer (2004)
Black Dahlia, The (2005)
Femme Fatale (2002)
Mission to Mars (2000)
Snake Eyes (1998)
Mission: Impossible (1996)
Carlito's Way (1993)
Raising Cain (1992)
Bonfire of the Vanities, The (1990)
Casualties of War (1989)
Untouchables, The (1987)
Wise Guys (1986)
Body Double (1984)
Scarface (1983)
Blow Out (1981)
Dressed to Kill (1980)
Home Movies (1979)
Carrie (1976)
Obsession (1976)
Phantom of the Paradise (1974)
Sisters (1973)
Get to Know Your Rabbit (1972)
Hi, Mom! (1970)
Dionysus (1970)
Wedding Party, The (1969)
Greetings (1968)
Murder à la Mod (1968)
Responsive Eye, The (1966)
Show Me a Strong Town and I'll Show You a Strong Bank (1966)
Bridge That Gap (1965)
Jennifer (1964)
Woton's Wake (1962)
660124: The Story of an IBM Card (1961)
OriginaL


Western,Vahşi Batı,Affedilmeyen,

Clint Eastwood;

Oyunculuğa televizyondaki western filmleriyle başlayan Clint Eastwood, kısa zamanda dünyaca ünlü bir yıldız haline geldi. Kariyeri boyunca oyunculuğun yanı sıra yapımcı ve yönetmen yönleriyle de ön plana çıkan aktör, uzun boylu, sessiz ve kaba kovboy tiplemesiyle 1960’lı yılların sinemasında bir ikon haline geldi.

Kendisine ait Malpaso adlı yapım şirketiyle orta bütçeli yapımlara imza atan Eastwood, kanlı ticari filmlerden tutun da, kişisel ve duygu yüklü filmlere kadar pek çok yapımda yer aldı. Yaşı ilerledikçe Hollywood’un eğlence dünyasında giderek uzaklaşan aktör, yapımcılığın yanı sıra California’daki bir restoranın da işletmeciliğini yapıyor.

Çocukluğunun büyük bir kısmını California’da geçiren aktör, liseyi bitirdikten sonra Oragon’da kerestecilik yapmaya başladı. Aynı zamanda çok kötü bir piyanist olan Eastwood, bir ara orduda yüzme öğretmenliği bile yaptı. Los Angeles Şehir Koleji’nde eğitim gören aktör, Universal ile anlaşarak 1955 yılında “ Francis in the Navy ” adlı filmde rol aldı. Pek çok B-tipi filmde rol alan aktör, New York’a geçti ve 1959-1966 yılları arasında “ Rawhide ” adlı TV dizisinde oynadı.

Televizyonda edindiği tecrübeyle birlikte oyunculuğunda minimalist bir üslup yakalayan Eastwood, Avrupa’ya geçti ve spagetti western türünün unutulmaz yönetmeni Sergio Leone’nin spagetti üçlüsünde oynadı. 1964 yılında “ A Fistful of Dollars ” ile “ herkes ya zengin olur ya da ölür ” temasından yola çıkarak kanlı kovboy filmleri serisine başlayan aktör, başı boş gezen ve acımasız Amerikalı kovboy portresiyle dünyaca üne kavuştu. İki yıl sonra “ For A Few Dollars More ” ve efsane “ The Good, The Bad, and The Ugly ” filmlerinde oynayan aktör, klasik revizyonist western türünün klasiklerine imza attı. Ülkesine geri döndükten sonra 1968 yılında “ Coogan’s Bluff ”da canlandırdığı akıllı şehirli kovboy tiplemesiyle, filmin yönetmen Don Siegel ile uzun bir iş arkadaşlığına ilk adımını attı.

Siegel’in 1971 yapımı “ Dirty Harry ” adlı filminde canlandırdığı “ Kirli ” Harry Callahan adlı polis karakteriyle ikinci bir efsane daha yaratan aktör, bu ölümsüz ve kural tanımaz polis karakterini 1983 yapımı “ Sudden Impact ” adlı filmde tekrarladı. Oynadığı karakterlerle, basit ideolojik kategorileştirmelere meydan okuyan Eastwood, oynadığı karakterlerin doğru ya da yanlış olarak değerlendirmelere kapalı adamlar olduğunu belirtiyor.

Adil erkek portreleri çizmeye devam eden aktör, aksiyon filmlerinin yanı sıra “ Every Which Way But Loose ” ( 1978 ) ve “ Any Way You Can ” ( 1980 ) gibi popüler komedi filmlerinde rol aldı. Daha çok içe dönük yaşayan ve insanlarla iletişim kurmakta güçlük çeken maço erkek tiplemeleriyle öne çıkan Eastwood, 1988 yılında “ Bird ” adlı filmde jazz müzisyeni Charlie Parker’ı canlandırdı.

1980’lerle birlikte sinema endüstrisindeki albenisini kaybetmeye başlayan aktör, 1988 yılında “ The Dead Pool ” ile beşinci kez Kirli Harry karakterini oynadı. Ardından “ The Rookie ” ve “ White Hunter, Black Heart ” gibi başarısız yapımlarda yer alan aktör, oldukça ilginç bulunan “ The African Queen ” adlı yarı kurgusal bir filmde yer aldı. 1992 yılında başrolünde kendisinin yanı sıra Morgan Freeman’ın da yer aldığı “ Unforgiven ”ın yönetmenliğini üstlenen Eastwood, o dönem En İyi Film ve En İyi Yönetmen dallarında Oscar kazandı. Aktörün daha önce birlikte çalıştığı Don Siegel ve Sergio Leone gibi usta yönetmenlere ithaf ettiği film, 100 milyon dolar gibi yüksek bir gişe hasılatı elde etti.

1993 yılında “ In the Line of Fire ” adlı filmde Gizli Servis görevlisini canlandıran aktör, usta bir katili canlandıran John Malkovick ile çok muhteşem bir oyunculuk sergiledi. Yönetmenliğini ünlü Alam yönetmen Wolfgang Petersen’in üstlendiği film, birkaç ay içerisinde 100 milyon mark gibi bir hasılat yakalayarak aktörün son dönemdeki ikinci büyük ticari başarısı oldu. 1993 yılında “ A Perfect World ” adlı filmin yönetmenliğini üstlenen Eastwood, bir kanun kaçağıyla, onun kaçırdığı küçük çocuk arasındaki duygusal ilişkiyi ele aldı. Aktör, filmde Kevin Costner’ın canlandırdığı kanun kaçağını yakalamaya çalışan bir polisi canlandırdı.

Bu filmin ardından pek çok orta seviyeli filmde rol alan aktör, yönetmenliğini yaptığı “ Midnight in the Garden of Good and Evil ” ile dikkatleri üzerine çekti. John Berendt’in gerçek bir olayı ele alan aynı adlı kitabından uyarlanan film, Savannah’da yaşanan bir cinayet davasını konu alıyordu. Eastwood, 1999 yılında insanı son ana kadar şüphede bırakan gerilim filmi “ True Crime ”ın yönetmenliğinin yanı sıra yapımcılığını da üstlendi. Aktör, son olarak Tommy Lee Jones, Donald Sutherland ve James Garner gibi usta oyuncuların bir araya geldiği “Space Cowboys ” adlı bir uzay macerasının yönetmenliğini üstlendi.Eastwood daha sonra 'Blood Work'te hem oyuncu hem yönetmen olarak karşımıza çıktı.Daha sona 'Mystec River' filmiyle bu işi iyi yapabildiğini gözler önüne serdi.Yönetmenin son olarak 'Million Dollar Baby' filmi birçok dalda oscara aday oldu.





Meraklısına...


California, Peninsula'daki Pebbles Beach Golf Country Club'ın ortaklarından biri
California'daki Mission Ranch otelinin sahibi
Empire dergisinin (UK) Tüm Zamanların En İyi 100 Film Yıldızı listesinde ikinci oldu (Ekim 97)
Eastwood "man with no name" filmlerinin üçünde de aynı poncho'yu (üzerine giydiği kafanın geçmesi için yuvarlak deliği olan battaniyemsi giyecek) giydi. Hem de bir kez bile yıkamadan.
Carmel-by-the-Sea'nin başkanı seçildi. (1986)
Oldukça planlı bir yönetmen olduğunu, Absolute Power filmini ilk belirlenen tarihten günler önce bitirerek gösterdi.
Kirli Harry filminde yönetmen Don Siegel hastalanınca filmin intihar/atlama sahnesini Eastwood yönetti
Rawhide'daki rolünü şans eseri CBS'teki bir arkadaşını ziyarete gittiğinde yöneticilerden birinin onun "bir kovboya benzediğini" düşünmesi üzerine kazandı.





FİLMOGRAFİ


Dirty Harry (2006)
Million Dollar Baby (2004)
Blood Work (2002)
Space Cowboys (2000)
True Crime (1999)
Absolute Power (1997)
Midnight in the Garden of Good and Evil (1997)
Wild Bill: Hollywood Maverick (1996)
The Bridges of Madison County (1995)
Clint Eastwood - The Man From Malpaso (1993)
In the Line of Fire (1993)
A Perfect World (1993)
Unforgiven (1992)
Hollywood Remembers - Gary Cooper: American Life, American Legend (1991)
Here's Looking at You, Warner Bros. (1991)
White Hunter, Black Heart (1990)
The Rookie (1990)
Pink Cadillac (1989)
Bird (1988)
The Dead Pool (1988)
Wild West (1987)
Heartbreak Ridge (1986)
Pale Rider (1985)
City Heat (1984)
Tightrope (1984)
Sudden Impact (1983)
Firefox (1982)
Honkytonk Man (1982)
Any Which Way You Can (1980)
Bronco Billy (1980)
Escape From Alcatraz (1979)
Every Which Way but Loose (1978)
The Gauntlet (1977)
The Enforcer (1976)
The Outlaw Josey Wales (1976)
The Eiger Sanction (1975)
Thunderbolt and Lightfoot (1974)
High Plains Drifter (1973)
Magnum Force (1973)
Breezy (1973)
Joe Kidd (1972)
Dirty Harry (1971)
Play Misty for Me (1971)
The Beguiled (1970)
Kelly's Heroes (1970)
Two Mules for Sister Sara (1970)
Paint Your Wagon (1969)
Where Eagles Dare (1969)
Coogan's Bluff (1968)
Hang 'Em High (1968)
The Good, The Bad and The Ugly (1967)
For a Few Dollars More (1965)
The Witches (1965)
A Fistful of Dollars (1964)
Death Valley Days on Laser (1963)
Maverick - Duel at Sundown (1959)
Rawhide (1959)
Rawhide - V. 2 (1959)
Lafayette Escadrille (1958)
Ambush at Cimarron Pass (1958)
Escapade in Japan (1957)
Lady Godiva (1956)
Francis in the Navy (1955)
Revenge of the Creature (1955)
Death Valley Days - V. 3
Death Valley Days
Maverick - The Collector's Edition - V. 4
Unforgiven
OriginaL
Western türüne yeni bir bakış getirerek “Spaghetti Western ” türünün öncüsü oldu...

SERGIO LEONE




Kanlı ve şiddetli sahne tasarımı ile büyük yakın plan çekimler, hızlı kesmeler ve uzun, anlamlı sessizlikler aracılığıyla yaratılan yüksek gerilim gibi unsurları başarıyla kullanarak kendine özgü bir sinema anlayışı geliştiren Sergio Leone, western türüne yeni bir bakış getirerek “ spaghetti western ” türünün öncüsü oldu.

Sergio Leone, özellikle "Once Upon a time in the West/Bir Zamanlar Batı'da" ile spagetti Western'lerin öncüsüdür.

"Ben bir karamsarım. Amerikan Western'lerinde kahramanlar çirkin bir biçimde arka fonda ölürler. Benim filmlerimde önde ölürler. Hem de en güzel biçimde." Bu cümlesi Sergio Leone'nin 1964 ile 1971 arasında çevirdiği Western'leri özetliyor. Spagetti Western onunla birlikte öldü.

ÖDÜLLER / AWARDS


1987: Giffoni Film Festival - Nocciola d'Oro
1985: Italian National Syndicate of Film Journalists - Silver Ribbon Best Director - Once Upon a Time in America
1984: David di Donatello Awards - René Clair Award



FİLMOGRAFİ / FILMOGRAPHY




YÖNETMEN / DIRECTOR



1984: Once Upon a Time in America / Bir Zamanlar Amerika'da
1975: Un Genio, due compari, un pollo / The Genius
1971: Giù la testa / Duck, You Sucker / Once Upon a Time... the Revolution
1969: C'era una volta il West / Once Upon a Time in the West / Bir Zamanlar Batı'da
1966: Il Buono, il brutto, il cattivo / The Good, the Bad and the Ugly / İyi, Kötü ve Çirkin
1965: Per qualche dollaro in più / For a Few Dollars More / Birkaç Dolar İçin
1964: Per un pugno di dollari / A Fistful of Dollars / Bir Avuç Dolar İçin
1962: The Last Days of Sodom and Gomorrah
1961: Il Colosso di Rodi / The Colossus of Rhodes
1959: Gli Ultimi giorni di Pompei / The Last Days of Pompeii




YARDIMCI YÖNETMEN / ASSISTANT DIRECTOR


1973: Il Mio nome è Nessuno / Lonesome Gun / My Name Is Nobody
1959: Ben-Hur
1959: Gli Ultimi giorni di Pompei / The Last Days of Pompeii
1958: Afrodite, dea dell'amore / Aphrodite, Goddess of Love
1958: Il Figlio del corsaro rosso / Son of the Red Corsair
1957: El Maestro, El / The Teacher and the Miracle
1956: Mi permette, babbo! / Allow me, Daddy!
1956: Helen of Troy
1955: La Ladra
1951: Quo Vadis?




SENARİST / WRİTER



1986: Troppo forte / Great!
1984: Once Upon a Time in America / Bir Zamanlar Amerikada

1973: Il Mio nome è Nessuno / Lonesome Gun
1971: Giù la testa / Duck, You Sucker / Once Upon a Time... the Revolution

1969: C'era una volta il West / Once Upon a Time in the West / Bir Zamanlar Batı'da
1966: Il Buono, il brutto, il cattivo / The Good, the Bad and the Ugly / İyi, Kötü ve Çirkin
1965: Per qualche dollaro in più / For a Few Dollars More / Birkaç Dolar İçin
1964: Per un pugno di dollari / A Fistful of Dollars / Bir Avuç Dolar İçin
1961: Romolo e Remo / Duel of the Titans
1961: Le Sette sfide / The Seven Revenges
1961: Il Colosso di Rodi / The Colossus of Rhodes
1959: